3 Kasım 2012 Cumartesi

Hayat çok kuru, ıslatmak lazım...!

İki kişilik bir masaydı, tam da filmlerdeki gibi "bir bahar akşamı"ydı.

Acayip bi hafızam var demiştim. Hiçbir şeyi unutmam, her şeyi kaydederim.
"Eyvaaahhh!" demişti. O şen kahkahasıyla, boku yedik der gibi:)
Hatırlıyor mudur şimdi sorsam, ilk kadehimizi neye kaldırdığımızı?
Ben hatırlıyorum.
Etrafımızda hiç aşık çift göremiyorum demiştim. " Hadi, aşık çiftlere içelim o zaman" demişti.

Aşık çiftlere içtik!

Bi hikaye anlattı. Hadi canım dedim. Seninki cahil cesaretiymiş!
güldü...hadi dedi, cahil cesaretine içelim!

Cahil cesaretine içtik!

Neden o şiir dedi? Sahi; "Neden ihtiyar değirmenci Allah'a inanır hiç düşünmeden?"
Bilmem dedim. O şiir işte, sebebi yok. Her şeyi bu kadar sorgulama Günayım!
Tek kaşını kaldırdı havaya, peki dedi. Sorgulamayalım..."İhtiyar değirmenciye içelim!"

İhtiyar değirmenciye içtik!

Başka bi gün;  " ojelerine bayıldığımı söylemiş miydim?"
Evet, söylemiştin.
"Hadi,  sarı ojelerine içelim...!"

Sarı ojelerime içtik!

Ne çok şeyin şerefine içmiştik. Düşündüm de...bi tek, onun gözlerine içmedik!
Oysa ben en çok, onun gözlerine içmek istemiştim...
Nafile...!
Hiç içmedik Günay'ın gözlerine...

Ne çok söylemişti oysa ; "Oya Lütfen, gözlerime gözlerini kaçırmadan bak...!"
Gittiği gün bile, tam manasıyla beceremedim.

Daha ilk gün, o masada göz göze geldiğimiz günden beri, Günay'ın gözlerini hep bi "şey"e benzetmek istemiş, bi türlü bulamamıştım. gitmesi gerekiyormuş demek ki.
O gitti, ben buldum.

Günay'ın gözleri, iyi yazılmış aşk şiirleri gibiydi...
Öyle derin, öyle yüksek, öyle zayıf, öyle güçlü...ve öyle mağrurdu ki...
Korkuyordum, .hayatımda ilk defa birine aşık olmaktan böyle korkuyordum.
En korktuğum yere, mıh gibi sapladı beni.

Hani güneşin tenimizi deldiği temmuz sabahları vardır. Perdeler sımsıkı kapalı da olsa o güneş o perdeyi keser adeta, alnımızın ortasına ateş gibi düşer, ter tepemizden aşağı iner, İşte, o misal.

Bi kez daha anladım ve inandım ki; en çok neyden kaçıyorsak...en çok ona doğru koşuyoruz aslında.

Bi akşam telefonum çaldı. Arayan Günay'dı.

Nasılsın dedi. İyyim, sen?
Öldüren bi sessizlik...
Hissetmiştim. Kadın olmanın en menem yanı. Hissediyoruz işte, her nasılsa, başımıza gelecek her haltı.

"Oya ben gidiyorum"dedi.
Sonrası, ağır bi sessizlik...

O geceye kadar Günay'a aşık olduğumu kendime bile yüksek sesle itiraf edememiştim.
Bu da böyle yaşanacakmış demek ki; merhaba aşk, hoşçakal sevgili...
Derken, yüzmeye başladı usul usul,  vedanın kağıt gemisi.

Ben ağladım...o sustu;  ben ağladım...o sustu.
O gece ben hep ağladım...o hep sustu.
İçimdeki bütün sular, tane tane  kurudu.
Oysa daha yeni başlamıştık,
Daha tepeden tırnağa ıslanacaktık...

Unutmam demiştim oysa,
"Sana söylemiştim, sevişmek ve çiftleşmek arasındaki farkı. Biri çok kuru, diğeri değil. Hayat çok kuru. Islatmak lazım..." deyişini.
Aynen şöyle diyesim geliyor şimdi ;
Seni sahtekar seni...! :)

Ha bir de iyi yazılmış aşk şiirleri demişken, Nazım'ın bir şiiri var hani, "Tüm otellerin dönüş odalarına, heykeli dikilmeli, uçağı icat edenin!"
Çağrışımlarla düşünüyor gene beynim...Zaten sen de uçak mühendisiydin.
Ve nereden bilebilirdin ki, boyuma bakmadan, sana dağ gibi bi aşk büyütecektim...
Halbuki ne kadar da ufak tefektim,
di mi?



34 yorum:

  1. Unutmam demiştim oysa;
    "Sana söylemiştim, sevişmek ve çiftleşmek arasındaki farkı. Biri çok kuru, diğeri değil. Hayat çok kuru. Islatmak lazım...!" deyişini.
    Aynen şöyle diyesim geliyor şimdi ;
    Seni sahtekar seni...! :)

    Evet şekerimmmm hayat gerçekten çok kuru ıslatmak lazım...

    YanıtlaSil
  2. çok süper ve anlamlı oya hanım

    YanıtlaSil
  3. ikinci ses tınısı duyuldu... semada...
    biri gönül çalgısının gamından üfledi...
    işte o sesle...
    gönül kalbindeki perdeler titredi....

    güzeldi...
    ama ne yazıktır ki...
    mutlu aşk yoktur ya da her aşk ölümü tadar...
    teoremini... destekledi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yeni bi başlık açtın kafamda; mutlu aşk var mı??? Aragon koymuş noktayı, yok diyor. Ben çok da emin değilim aslında, bu konuya dönmek üzere, sevgimle...

      Sil
  4. "Günay'ın gözleri, Nazım'ın şiirleri gibiydi...!
    Öyle derin, öyle yüksek öyle zayıf öyle güçlü...! ve öyle mağrurdu ki...
    Korkuyordum, .hayatımda ilk defa birine aşık olmaktan böyle korkuyordum.
    En korktuğum yere, mıh gibi sapladı beni.

    Ve nereden bilebilirdin ki, boyuma bakmadan, sana dağ gibi bi aşk büyütecektim...
    Halbuki ne kadar da ufak tefektim,
    di mi? "

    Ne denilmeli bu sözlerin üstüne ? Bütün bloglarının her bir satırında kendimden bir parça bulduğum ve sonlarını boşluklarla doldurduğum yazılar çıkarıyorum kendime. Genç kız çeyizindeki "Oya'lar" gibi özenle ince ince işlenmiş, birgün sevgiliye sunulmak için naftalinlenip sarıp sarmalanmış o satırlar..
    Yüreğine, kalemine sağlık canım Harika! olmuş..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "genç kız çeyizindeki oyalar gibi, ince ince işlenmiş..." :))teşekkür ederim...

      Sil
  5. oya cok güzel, cok beğendim...terkede n hep yaşama biryerlerinden sıkıca asılmak zorunda kalan, ve böylelikle yaşamın tüm acımasızlığınadimdik kar şı koymayı zoraki öğrenen bir terkedilen bırakır,giderken arkasında.Terkedilen kadın , terkedilen erkekten güçlü..

    erkekler hislerini kadınlara kıyasla daha sam imi ve içten yaşadıklarından bir anda silip atamaz yıllarca yaşadığı büyük aşklarını. bu sadece benim fikrim değil bilimsel olarak da kanıtlanan acı bir gerçek. erkek olmanın en zor yanlarından biri.

    ama bu acıyı yaşayan erkekler çok acı çe kiyor izlenimi vermeye çalışan samimiyetsiz kızlar gibi hüngür hüngür ağlamaktan ziyade içlerine akıtırlar göz yaşlarını. gururu kırılmıştır, hayalleri yıkılmıştır, en güvendiği yerden darbe almıştır o. artık her baktığı kadında hep o kadını hatırlayacaktır. ya onu daha da özleyecek ya ondan daha da nefret edecektir ama asla onu unutmayacaktır. onun tarafından ne kadar kolay unutulmuş olursa olsun. haline acırmış gibi yapan o kadının dünyanın en samimiyetsiz 'ama hala çok iyi arkadaş olabiliriz' teklifini de kabul etmeyecektir. kalbi paramparça olsa da bunu gizleyip tek başına tamir etmeye çalışacaktır belki aylarca belki yıllarca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu yorumunun cevabını yorum olarak değil yazı olarak vermek istiyorum Muratcım, ilerleyen günlerde.bekle beni ;)

      Sil
  6. Dear Oya, :)
    bi arkadaşım senin yazını kendi sayfasına koymuş.. kalemi güçlü olanı hemen anlarım diyo üstelik, yazıyı ben yazmışım gibi mutlu oldum :) ha tabi bu arada hiç bir yazar yaşamadığı şeyi yazmaz dedi. Tabi ben sana bunu hissettirdiyse kalemi gerçekten kuvvetli işte diye ukalalık üstüne ukalalık yaptım.. senin yazın üzerinden ukalalık yapmakta ayrı bi keyifmiş :) dersen ki bana kuzum bunu bana söylemek yerine niye buraya yazdın.. cümle alemin yazılarının güzelliğinden bahsettiğini herkes okusun istedim :) Kalemine sağlık şekerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım butonundan gördüm ben o diyaloğu kuzum. Tanımadığım biri olduğu için de özellikle okudum yorumları. Yazdıkları beni de inanılmaz mutlu etti, ama aynı yere takıldım ben de; "hiç bir yazar hissetmediği şeyi yazamaz" demişya, o kısmına çok katılmıyorum. En az hayat kadar güçlü "kurgu" dediğimiz şey...en azından benim için öyle. (dipnot: senin reklamını yerim ben:)

      Sil
    2. ye OYA ye, beni ye :)

      Sil
  7. Güüüünnaaaay dııııın :)

    YanıtlaSil
  8. Yaratıcı insan seni!!! :))

    YanıtlaSil
  9. oya hanım, bir şey sorabilir miyim izninizle? bu yaşadığınız gerçek mi kurgu mu? gerçek olamayacak kadar güzel geldiği için çok merak ettim. affınıza sığınarak bu soruyu sordum size, umarım kusuruma bakmamışsınızdır. Cevap verirseniz çok sevineceğim doğrusu.

    YanıtlaSil
  10. Tabiki cevap veririm, ama benim vereceğim cevap sizin merakınızı tatmin edecek bi cevap değil. Kurgu ya da gerçek cevabı, yazının okuyucudaki duygusunu tamamen değiştirir. Bu da benim hiç isteyeceğim bişey değil:( üzgünüm...ama sizdeki duygu neyse, öyle kalsın isterim.

    YanıtlaSil
  11. Aynı şeyi ben de merak ettim hem çok gerçek geliyo hem değil gibi, yalnız gerçekse eski sevgillierinizin hepsini kıskançlıktan komplekse sokacak kadar güzel, tozlu sayfaların arasında kalmış geçmişe götürüp onları tekrar anımsatacak kadar etkileyici bi yazı olmuş. Şimdi onlarda soruyolardır kendilerine acaba bana da böyle aşık olmuş muydu? ya da niye beni değil de onu yazdı diye?

    YanıtlaSil
  12. Bence hikayenin gerçekliğinden ziyade sizin "gerçeklik" kavramızın ne olduğu önemli. Gerisi teferruat.

    YanıtlaSil
  13. Çok samimi, sıcak, içten ve cesur bir paylaşım. Sadece tebrik etmek kalıyor geriye... Kocaman bir tebrik ve devam... Sevgiyle kal, o kocaman güzel yüreğinle...

    YanıtlaSil
  14. Tam hatırlamıyorum ama sanırım bi yerde okumuştum ya da birinden duymuştum bu cümleyi. Diyorki; "güvenilmek sevilmekten daha büyük bir iltifattır!" ne kadar etkilendiysem artık, çakılıp kalmış aklımda kalıp gibi. İnsana ya da insanın yaptığı eylemlere yüklenen sıfatlar içinde benim de en hoşuma giden iltifatlardan biri "cesur" kelimesi. Öyle miyim bilmiyorum...ama duyduğumda resmen onere olduğumu hissediyorum. İnanılmaz mutlu ettiniz beni. Çoook teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  15. Miadım dolmaya fırsat beklerken
    Tükenen ömrüme can dı gözlerin
    Yarına umudum kalmadı derken
    Hayat döndüğüm an dı gözlerin

    Gözlerin olmadan Boş bir izahtım
    Bir anda değişti Kör olan bahtım
    Sarsıldı makamım Sarsıldı tahtım
    Şöhretimi yıkan Şan dı gözlerin

    Ne vahşeti vardı ne de çilesi
    Emsalsizdi bu savaşın hilesi
    İçten kuşatıldı gönül kalesi
    Sanki Fatih Sultan Han dı gözlerin

    Nazarın mıh gibi çakıldığı an
    Adeta can buldu cananda bu can
    Bir yanım kesilse sendin damlayan
    Damarıma giren kan dı gözlerin

    Ne kadeh kaldırdım ne şarap içtim
    Sarhoş olmak için ben seni seçtim
    İçtikçe aşkını kendimden geçtim
    Halimi ayık mı san dı gözlerin

    İnsaf eder alev alev yakmazdın
    Hedef alıp can evimi yıkmazdın
    Bir ışık görmesen böyle bakmazdın
    Demek ki gözüme kandı gözlerin


    gözler için içilir tabi ki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu şiir sizin mi? "İçten kuşatıldı gönül kalesi, Sanki Fatih Sultan Han'dı gözlerin" "Hedef alıp can evimi yıkmazdın, bır ışık görmesen böyle bakmazdın!"

      E bu durumda, gözlere içmiycez de neye içicez!

      Sil
  16. tozlu dosyalar arasında işinle OYA'lanıyorsun sanıyordum, senin içindeki cevheri dışarı çıkarmanı sağlayan nedenlere teşekkür etmek gerek,
    Emeğine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. cevher var mı yok mu bilmiyorum ama elime kalemi aldıran herşeye ben de çok teşekkür ediyorum...

      Sil
  17. Canom; yazıyı okudukça kafamdaki aşkın tarifi başka haller alıyor bu durum da beni benden alıyor ... Bir aşk ancak bu kadar anlamlı ve içten tarif edilebilir. Herşey bir kurgu da olsa gerçekte olsa ancak bu kadar yanyana yakışan kelimelerle kaleme alınabilirdi diyorum. Allahım Allahım neden bende yazamıyorum :( Tabi cevabı belli kabiliyet meselesi... herkes hissedebilir, herkes yaşayabilir, herkes kurgulayabilir ama herkes aynı anda hissedip, yaşamasa bile yaşamış gibi kurgulayıp üstüne üstlük böyle edebi bir şekilde kaleme alamaz diyorum.. İşte kabiliyet bu diyorum ve bu kaleme şapka çıkartıyorum. Bakalım daha neler beni benden, okuyanları kendinden alacak göreceğiz hep beraber.. sevgiyle kalalım. öpüldün KOCAMAN....

    YanıtlaSil
  18. Arkadaş torpili diye de buna derim işte ben:)) bu bişey değil, dur daha senin "ilk ve son çadır kampını" yazıcam ben :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahaha evet hala israrciyim ilk ve son cadir kampimdi :)))

      Sil
  19. bu yazıyı bana ilk okuduğun gün bayılmıştım, paylaştığından beri neredeyse hergün okuyorum hala aynı tadı veriyor... kelimeler kifayetsiz mükemmelsin şekerim :) hani diyoruz SDÜ olarak bir gün "kitabını" alarak bize gelir misin acaba aşkın tarifini öğrenmesi gereken pek çok kişi var sanki :)

    YanıtlaSil
  20. Bi de şöyle bi ayrıntı var ki kuzum, bu yazıyı "ilk" sana okumuştum...! ve senin telefonun (gayet hain bi şekilde) mikrofonunu açıp beni halka arz ettiğinden bihaberdim :))İnşallah söylediğin günler de gelir, zira hayatımda hiçbişey için bu kadar heyecan duyduğumu hatırlamıyorum. İnsanın tüm kalbini koyduğu bi işle uğraşması ne güzel bişeymiş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gün gelecek senin yazılarını herkes okuyacak bebeğim biz iki kişi o anı paylaşmışız çok mu ?:) ki senin sesinden dinlemek apayrı bir güzel oluyor...

      Sil
  21. Oya ben eline güzel bir kitap aldığında çok uykusu gelse bile o kitabı zorla da olsa bitirip uyuyanlardanım. Senin bu yazıların bana güzel bir kitap bulmuşum hissi uyandırdı. Ve tadı damağımda kaldı. Devamını hevesle bekliyorum.

    YanıtlaSil
  22. Canımm çoook teşekkür ederim ama ben asıl bana dün söylediğin bi cümleye cevap vermek istiyorum. Hani dedinya, herkes blog yazarken kendini saklar, ama işte sen busun! diye. Kendimi saklamadım çünkü burası benim özgürlüğüm...!!! ve kimse saklandığı yerde "özgür" olamaz!!!

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...