10 Aralık 2014 Çarşamba

O "delikanlı" kadını arıyorum! Yok mu gören?

Hiç bir samimiyetsiz erkek yoktur ki,  samimiyetsiz bir kadın kadar samimiyetsiz olabilsin. Yok. Olamaz. Korkarım hiç de olmayacak.
Samimiyetsiz kelimesinin içinden de samimiyet geçiyor gerçi düşünürsen. Direk "yapma-cık" mı deseydim ki? Bilemedim. Ben bu,  sürekli topluma, kocasına, sevgilisine, köşedeki kasap Mıstık Efendi'ye ya da  artık önüne kim gelirse, sürekli birilerine "yaranma" ihtiyacı hisseden, o iç güdüyle hareket eden tüm kadınlardan rahatsızlık duyuyorum arkadaş. Bıktım usandım hepsinden. Varlıklarını varlığım(ız) için tehlikeli buluyorum.
Ve ciddi ciddi soruyorum. Hakikaten ya! Ne olacak sizin haliniz?
Neyin peşindesiniz? Ha ama burda da hemen şuna açıklık getirmek istiyorum. Ben bu kültürle büyüyen,  alt benliğine işlemiş o bilgiyi hiç bir şekilde söküp atamayan ve o anlayışla hayatını devam ettiren kadınlardan bahsetmiyorum. Beni rahatsız eden bunu "iki-yüzlü" yaşayan kadınlar. Yoksa ufku evin salonuyla mutfağı arasındaki mesafeden öte gidemeyen kadınlarla bir derdim yok yani. Bu bahsettiğim kadın(lar) baya bildiğiniz dünyanın götüne parmağını dibine kadar takmış kadınlar. 

İnanılmaz "özgür" bir hayat sürüyor. İstediğini giyiyor, istediği adamla istediği şekilde birlikte oluyor. Aklınıza gelen her konuda hep kendi bildiğini okuyor. Bakarsan kimseye eyvallahı yok!(?) Zaten kendi parasını da ziyasedesiyle kazanıyor. Bir de üstüne şan şöhret sahibi. Konuştuğu zaman sesi boşlukta kaybolmuyor. Bir şekilde yankı yapıyor. Bir yerlerden duyuluyor. Geri dönüşü var yani. Bunu da en iyi kendisi biliyor. Zaten o yüzden böyle saçmalıyor. İki bacağını yüz seksen derece açıp pilates yaparak instagramda pozunu da veriyor. Sonra mikrofonu kapıyor ve şöyle bir demeç veriyor. "Ben gelenekçiyim. Benim de sevgilim dekolte giyinmemi istemediğini söylerse giyinmem!"

Yok ya!

Sevsinler seni. 

Ben almayım da. Alan buyursun yani. 

Böyle yahninin alıcısı da çok olur zira. Bunu çok iyi biliyor(uz) zaten değil mi?
O yüzden o trübüne oynuyoruz zaten. 

Bazı konular var ki; en ince sinir uçlarımı bulup dokunuyor. 
Üstünden atlayıp geçemiyorum. 
Kalıyorum orda öyle. 
Hazımsızlık çekiyorum. 
Sindiremiyorum resmen. 
Sinmiyor! 

Tam da sokak ağzıyla sormak istiyorum bu yüzden. 

Abla sen neyin kafasını yaşıyorsun böyle gerçekten!?

Milletin ağzında tükürük kalmadı. "Bir toplumu ileri götürecek olan kadınlardır!" demekten. 

Çok slogan bir laf ama bir o kadar da gerçek. ister kabul edin ister etmeyin. 
Yüz yıl sonra da olsa bin yıl sonra da olsa bu kötü talihi biri yenecekse,  toplumun kendine biçtiği bu donu "giymiyorum ben arkadaş!" deyip alıp onların kafasına geçirecekse, bunu yapacak olan gene kadınlar. 

Bunu biz yapmazsak, kimse bizim için yapmayacak! Burda netiz di mi? Hepimiz bal gibi farkındayız bunun. 
E o zaman niye be kuzum? Niye ya? Niye hala sırf birileri sana "iyi aile kızı" desin diye milleti yüz yıl bin yıl geriye götürmeye çalışıyorsun. Kendi içinde ne yaşıyorsun ki böyle bu kadar?

Hala neyin "kabul görme" çabası bu böyle!

Kim öteledi seni bu kadar? 

Bir tane "delikanlı" kadın da çıkıp demeyecek mi bunu ya? Diyemeyecek mi? 

" O benim sevgilim, kocam, ağabeyim, babam, oğlum ya da artık ne zıkkımımsa,  rolu bu. Bu kadar!  Severim, sevilirim. Gerisi benim bileceğim iş. Benim hayatıma hiç biriniz hükmedemezsiniz!" 

Yok. 

Demiyor anasını satayım. 

Diyemiyor. 

Nil'in şarkısına uyarlama yaptım. 

Yerinde olsam son ses dinlerim. 

"Bütün -geri- kadınlar toplandık, toplandık toplandık.
Sorduk neden yıprandık yıprandık yıprandık!?"

En küçük fikri olan varsa, bir adım öne çıksın. 

Bu gece onun gözünü seveceğim!...


6 yorum:

  1. Ne yapmacıklık, ne samimiyetsizlik deyin buna... Karaktersizlik, daha nezaketsiz dursa da, bahsettiğiniz güruh için daha uygun sanki.

    Aslında o şarkıda veriyor bence tüyoyu niçin böyleler:
    "Bir o kadar basitti ki denklemleri
    İki o kadar güçsüzdü ki eklemleri..."
    Denklemleri basit; ucuzlar, matematiksel ifade ile de...
    Eklemleri güçsüz; omurgasızlar, varlıklarına değer katan en önemli bölüm yok. İlkesizler!
    Kısacası; onları "kontrol etmek bebek işi..."
    Gelelim şu boynumdaki yaftaya :) Yazının yayın saati, benim, Ahmet Hakan yazısına yaptığım yorumdan sonraya denk düşüyor ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karaktersizlik demeyelim de ona. Karakteri "öyle" diyelim. Aslında tartışalacak çok boyutu var. Alaşağı etmek değil anlamak aslında niyetim. Bu boyutta olanını anlamakta çok zorlanıyorum sadece.

      Sil
    2. I ıhh! Diretiyorum düşüncemde. Durum, tam da Türkçe sözlükteki "karaktersiz" tanımına uyar bir nitelik taşıyor. Üstelik, malumun ilanı, onları anlamamıza engel değil. Hatta, teşhisi doğru yaparsak, anlamamız doğru olduğu için makul ölçüde bir fayda da sağlamış olabiliriz bu hastalıklı ruhlara.

      Sil
  2. yetmiyor
    hiçbir şey
    hiçbir ilgi
    hiçbir değerin katkısı
    Ne olursa hep en fazlası
    ürkütücü kategori
    tükenesiceler diyelim bi umut :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep aynı soru geliyor aklıma Merve. Kim sevmedi sizi bu kadar? diyorum...

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...