26 Ocak 2016 Salı

NEYİ SEVDİĞİNİ BUL VE ONUN SENİ ÖLDÜRMESİNE İZİN VER

Demiş Bukowski. Adamım! Ne dese güzel diyor. Birkaç gündür aklımda bu cümle geziniyor. "Neyi sevdiğini bul ve onun seni öldürmesine izin ver!" Tam tersi de bir o kadar doğru bunun. Neyi sevdiğini bul ve onun seni yaşatmasına izin ver! Bence dünyayı aşık insanlar kurtaracak. İşini aşkla yapan insanlar, aşkla sevişen insanlar... Bir sporu aşkla yapan, bir şarkıyı aşkla söyleyen insanlar... Sonra kurumuş bir çiçeğe aşkla can veren insanlar!... ( Var öyle insanlar... emin olun!) Derken, biri arkamdan sinsi sinsi yaklaşır. Yazının buraya kadar olan kısmını okur ve şöyle der.
Bence dünyayı Yıldız Tilbe kurtaracak! :)
Sence?

23 Ocak 2016 Cumartesi

Ya! Sen Nasıl?









Benim delirme anlarımda nasıl o kadar sakin kalmayı başarıyor? Kendi en öfkeli anlarında bile sesini yükseltmemeyi nasıl başarıyor? 'Neden burda boy aynası yok ki!' diye çemkirdiğimde gökten zembille iner gibi boyumun iki katı bir aynayı üç dakikada nasıl var ediyor? Anlamaktan en uzak olduğum anlarda bıkmadan yorulmadan nasıl o kadar tane tane güzel güzel anlatabiliyor? Ensemi nasıl o kadar güzel öpüyor? :) Gözleri, kirpikleri, dudakları... nasıl o kadar güzel olabiliyor? Nasıl o kadar güzel bakabiliyor? Nasıl hem bin yıldır tanıdığım, her şeyini ezbere bildiğim; hem hayatımda ilk kez bu sabah vapur iskelesinde gördüğüm, kalbimi deli gibi attıran, tavlamak için ölüp bittiğim o adam olabiliyor...(...) diye geçiyor aklımdan. Yürüyorum bir taraftan... İstanbul eksi üç derece. Her yerde kar... Bir sokağın başındayım. Arnavut kaldırımlı taş bir sokaktan  kendimi sürüyorum yokuş yukarı. Derken tabela çarpıyor gözüme. Sokağın adında 'senin' adın geçiyor. Demek ki doğru yoldayım! (?) :) 

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...