Kayıtlar

Röportaj etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

METİN AKPINAR: AŞK GERÇEK DEĞİLDİR GERÇEKLE KARŞILAŞINCA AŞK BİTER!

Resim
Arıyorum... Açılmıyor. Arıyorum… Açılmıyor. Umudu kestim. Boynumu büktüm. Teşhisi koydum: Bu numara kesin yanlış.  Aradan günler geçiyor… Unutuyor muyum? Asla! Ama araya günlük meşgaleler giriyor. Yetiştirilmesi gereken işler, yatırılması gereken faturalar giriyor. Araya esmer bir oğlan, araya hayat giriyor… Derken, bir gün telefonum çalıyor. Ve ekranda şöyle yazıyor. “Metin Akpınar arıyor…” Size yemin ederim, nutkum tutuluyor. Heyecandan öleceğim. Ellerim titriyor… hızla sesimi düzeltiyorum ve titreyen ellerimle açıyorum. “Merhaba, ben Metin Akpınar, beni aramışsınız. Lütfen kusura bakmayın, İstanbul dışındayım ve bir süredir misafirlerim vardı, onlarla ilgileniyordum” diyor. Önce bir mest oluyorum, sonra yüz bin kere daha hayran!... Böyle bir zerafet işte. Böyle bir centilmenlik, böyle bir kıymet vermek… “Kusur ne demek” diyorum. “İşin aslı şu an heyecandan ölüyorum ve söze nasıl başlayacağımı da bilemiyorum.” Allahtan o konuşurken dilim biraz açılıyor da iki...

BUKET UZUNER : BEN NEDEN 'BEN'İM' DE BEN 'SEN' DEĞİLİM

Resim
  Lisedeyim. Bilenler bilir. Ankara’ da, meşhur Hergele meydanından, Gençlik Parkı’na doğru süzülmekteyim. Omzuma bir el değiyor belli belirsiz… arkamı dönüyorum Ayhan! Ama yani şimdi, Ayhan’ı size nasıl anlatsım… Ayhan’ın bir ela gözleri…bir ela gözleri… bir ela gözleri var… Ne siz sorun, ne ben söyleyeyim... “Gözlerini bir kapatsana aşkım” diyor… Kapatıyorum…Ellerimi tutuyor… Sanırsınız avuçlarım ateş alıyor... Öyle bir hal! Ayhan bu işte! Yangına körükle gidiyor… işkenceyi uzatıyor… İtiraf edeyim, sonunda o büyük an geldi, dudaklarımı öpecek zannediyorum! Heyhat! Gelmemiş! O gün  daha ‘o gün’ değil(miş)… Avuçlarıma dört köşeli “bir şey” bırakıyor… Eşşek değilim ya! Anlıyorum… Bir kitap. “Aç şimdi” diyor. Açıyorum… Kapağında şöyle yazıyor: İki Yeşil Susamuru Anneleri Babaları Sevgilileri ve Diğerleri… Öyleyse kayıtlara geçsin. Bukez Uzuner benim “ilk aşk”ım. En güzel ilk gençlik anılarımda, hep başucumda duranım! Şimdi, büyüdüm de, O’nunla röport...

HAYDAR DÜMEN'İN BİR ÇİFTLİĞİ VAR ÇİFTLİĞİNDE HOROZLARI VAR!

Resim
Yine bir callinmag röportajıyla karşınızdayım. Ama siz şimdi başlığa bakıp, şakaaa! diyeceğimi sanıyorsunuz değil mi? Demeyeceğim. Fotoğraflar ne demek istediğimi çok net anlatacak. Ben şimdi size asıl başka bir şey söyleyeceğim. İnsan çok çalışarak çok iyi bir doktor alabilir. İnsan daha çok çalışarak daha iyi bir doktor da olabilir. Bana sorarsanız şu hayatta çok çalışarak üstesinden gelinemeyecek, olunmayacak, oldurulamayacak çok az şey var amaaa, bir de doğanızda var olan ve ne yapsanız da sonradan olamayacak şeyler var. Özgün olmak bunlardan bir tanesi ve belki de en önemlisi! Kimselere benzememek. Biricik ve tek olmak. HAni o kadar ki taklit etmeye kalksanız edemeyeceğiniz bir durum onunki. Evet; o bir fenomen, o bir psikiyatrit, o bir cinsel yaşam ve seksoloji uzmanı. Anladınız. Haydar Dümen'den bahsediyorum. Ne var ki bunların hepsini bir araya getirmek Haydar Dümen'i anlatmaya yetmiyor. Müthiş bir vizyon, aura, espiri kabiliyeti ve neredeyse 'şeytani' diye...