28 Kasım 2012 Çarşamba

Benim sayfam "erkek" mi!?

Grup yorumun 25. yıl konserinde ordaydım. İnönü stadyumunda, o elli bin kişinin arasındaydım.
Bazıları güldü "şakacı seni, bi konser için o kadar yol gidilir mi?" diyip , dalgasını geçti. Bazıları bravo dedi harikasın!
İki fikir de çok umrumda değildi.
Canım o gün orda olmak istedi.
Gittim...
Gittik...
Biricik kankam Ekin, eşi Hayro, Başak ve ben...
4 kafadar atladık arabaya, bir Mayıs sabahı çıktık yola.
Beni o gün ille de "orda olmalıyım" duygusuyla İstanbul'a sürükleyen nedenler başka bi Çarşamba'ya kalsın :)
Ben şimdi parmağımı ayrı bi noktaya  basacağım.
O gün o konserde Tuncel Kurtiz de vardı ve sahneye çıkıp "Grup Yorum" un doğşuyla ilgili bi konuşma yaptı. Dedi ki o konuşmada: "Bundan 25 yıl önce bir "oğlan çocuğu" doğdu!
Adını "grup yorum" koydular!"
Çok güzel bi konuşmaydı... ve lakin biz konuşmanın,  o kısmına takıldık!
Yorum da "oğlan" mış...dedik. Oturduğumuz yerde eleştirimizi verdik.
Sen tam 25 yıl "devrim" türküleri okuycaksın...sonra çocuğuna cinsiyet biçeceksin, en -ata-ERK -il halinle bir oğlan doğurduk  diyceksin!?
Ne tekim dedin.
Yalan değil, bildiğin ağır-ımıza git(miş) ti!
Birimiz "oğlan" olmak üzere üçümüz yan yana boncuk gibi dizilmiş "kız" ; toplamda  dört çocuktuk...ve yanımızdaki "oğlan" çocuğu da bizimle aynı fikirdeydi!!!
Üstünden iki yıl geçti...
O gün orda "kapan"dım!
Bugün burda "av" oldum,
kapana  düştüm!
Bu sabah güzeller güzeli Seda'cığımla  konuşurken: "Sayfana,  web tasarımcısı arıyorum diye yazmışsın, orayı çocuğum gibi hissediyorum derken laf olsun diye söylemiyormuşsun bu kararlı halini sevdim ben" dedi.
Deli misin? daha çok emek vereceğim -büyütüp besleyip asker eğleyeceğim- dedim.
!!!
 Veee...Seda yaptı yapacağını: "Ha sayfan "erk-ek" çocuğu yani, sana inanamıyorum!" dedi...
Aman Seda yaman Seda, gel etme eyleme onu kastetmedim desem de...
Nafile,
yapıyoruz işte!
"Biz" bunu hep yapıyoruz.
Bilerek ya da bilmeyerek, bazen kasıtlı, bazen öylesine...resmen şuğurumuzun altına işlemiş, o kahrolası  "öğre-til-miş bilgilerle" yapıyoruz. Onlara isyan ederken, onlar-la oluyoruz! Çobana küfrede ede, sürünün arkasından gidiyoruz. Oturduğumuz yerde -başkaldırıp- en olmadık yerde teslim oluyoruz!
Tıpkı, A.M.K gazatesinin adına, bi dünya kadının "ne var bunda yahu? bunun neresi kadına aşağılama? biz de kendi aramızda yüz kere kullanmıyo muyuz akşama kadar?" demesi...diyebilmesi gibi.
Çoğu zaman "biz" yapıyoruz. Ey hatun kişi! duyuyor musun beni? en çok sana söylüyorum, en çok kendime söylüyorum. En çok "sen" anla istiyorum, ne demek istediğimi.
Kendi kalemize, en -olmamalıydı- denecek golü biz  atıyoruz.
Kahretsin!
Nasıl da öylesine, gelişine...
vurmuştum,  halbuki! :(


dipnot: kendi kendime tekzibimdir! sayfam bir "kız" çocuğudur! ilgililere duyrulur. :)



8 yorum:

  1. Duyuyorum seni kız anası, Anlıyorum seni taa derinden ve ne güzel sularda yüzüyorsun sen böyle. Sen o konuşmayı bana tekrar hatırlatınca üç kız çocuğundan biri olarak yine ve yeniden aynı duyguları yaşadım. Ama ben de bir düzeltme yapmak isterim yüksek müsadenle; Senin de yazında belirttiğin gibi o gün Grup Yorum'a erk-ekliği yakıştıran grubun kendisi değil Tuncel Kurtiz'di. yani o bugün 27. yaında olan devrimci çocuk kendine erkek ya da kadın dememişti.(hoş bazen sanki onlarda yapıyor bu cinsiyet ayrımını ya neyse) Biz kadınlar yavaş yavaş hem de pek yavaş öğreneceğiz galiba kimilerine şekil gibi geliyor dil ama hayır öyle değil dilimizde ki bu erk-ek egemenliğinden de kurtulmalıyız ve ne zaman böyle konuşsak eşşek arıları soksun dilimizi ve son olarak Grup yorum'un ev hapsinde olan iki kadın üyesine bin selam olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canımın içi, ben o ayrıntıyı şöyle hatırlıyorum, Tuncel Kurtiz kendi kafasına göre bi konuşma yapmamıştı. Yorum'un doğuşunu anlatan bi yazı okuycak denildi, o da hazır bi metin okudu. Yani yazı hazırdı o yazıyı onun okuması istenilmişti. Benim aklımda kalan bu ama yanlış hatırlıyorsam da bu sonucu değiştirmiyor ki. Burda asıl konu mevcut -genel-anlayış çünkü ve bu anlayışın kendine en demokrat diyenlerin içinde de gizli olduğnu yeri gelince hortladığını biliyoruz malesef:( Yüzdüğüm suların güzelliğine gelince...ben ilk defa bi "şeye" teslim ettim kendimi çünkü. Bi güzellik varsa bundan geliyordur diye tahmin ediyorum.

      Sil
  2. Cok sevindim bu yaziyi gorunce... Bu gol degil.. Hic inanmamistim zaten :) yada oyle istedim ??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yakaladığın ayrıntı bana ilham oldu bak, bundan daha güzel ne olabilir bebeğim? :)

      Sil
  3. Genel bir uygulamadır esasında... Çevremde çok insan var... Erkek-dişi ayrımı yapan... hatta yerinde yapıldığında çok da sevimli bile gelir bana.. bir kız arkadaşım saplantılı bu hususta mesala... arabaları bu kız - bu erkek diye ayırır birbirinden... bütün şirin arabalar kız... hantal arabalarda erkek oluyor nedense :)...
    Durumu faşistlik derecesinde cinsellik ayrımına taşımadıktan sonra bir sıkıntı yok... hatta iki cins arasındaki farklılıkları vurgulamanın faydası bile var...
    diye düşünüyorum.. Toplumsal alt bellekteki kadın-erkek ayrımını ortadan kaldırmak, o sandığımızdan daha fazla zaman alacak.. Kesinlikle bir gün tarih olacak...
    Nazım Hikmet...
    Avrupadan-Asyaya Bir kısrak başı gibi uzanan bu vatan bizim.... Mısralarını yazdığında... herzamanki gibi eleştirilir...
    Aman efendim... Neden kısrak... Neden dişi... falan... filan....
    Buna en güzel cevabı... yine... bir şair veriyor... O da Sunay Akın...
    Beyler... Diyor... Ziyadesiyle akılsız görüyorum sizi..
    Zira... haritada uzanan kara parçasının ismi... "ANADOLU" dur... Baba dolu değil...
    Anadoluyu... inci bir kolye gibi... Trakyaya bağlayan.... şehirden...
    Kadınların en güzeli İstanbul"dan...
    O kadar şiddete ve tecavüze direnen İstanbul"dan yazmanın gururuyla...
    Eline sağlık... Sana kesinlikle bir kızın olacak demiştim.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle güzel yorumlamışsın ki...ben ekleyecek bi şey bulamadım. Teşekkür ederim...

      Sil
  4. şekercim bu yazını okuyunca bundan yıllar öncesine felsefe bölümünü ilk kazandığım yıla gittim. dersin birisinde hoca, bir gaflet anında yazdığı "erkek akıl" kitabını anlatıyordu. sonra döndü ve dedi ki aklın kadını erkeği var mıdır ? hobaaa! dedik önce, sonra oturduk düşündük 'neden' çünkü bizim işimiz bu :) ve şu karara vardık: aklın erkeği yoktur, çünkü erkeğin aklı yoktur :) tabi bir kavga koptu sınıfta, birisi ayağa fırlayıp heyecanla "ne yani ben bir erkek olarak aptal mıyım" diye sordu hiç istifimi bozmadan "daha sen kendine bunun cevabını veremezken, hangi üstünlükten bahsediyorsun ha olaki ben durumuma karar veremiyorum sence aptal mıyım diye sorarsan evet bence kesinlikle 'aptalsın'" dedim. hocanın alkışları eşliğinde dersi bitirdik. demem o ki insanı üstün kılan durum cinsiyeti değildir. zaten böyle bir durum da yoktur. sadece aradaki dengeyi göremeyen ve ben göremiyorum bunu benim gözüme "sok" diyen varolanlar vardır. neyse felsefe yapmayım sonuç olarak, bu ayrımı yapanları düşündükçe şu kıssa aklıma geliyor: "adamın birisi tarlasını sürekli ekip, biçiyor, suluyor gayette iyi bakıyormuş sonra tevekkül edip ürün almayı bekliyormuş, ama tarlasından bir tane bile ot çıkmıyormuş. bir gün isyan edip tanrım daha ne yapmalıyım neden böyle yapıyorsun demiş. gelen cevap:" sana kıl oluyorum". işte bende o düşünceye sahip insanlara tanrının deyimiyle "kıl oluyorum" saygılar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana gelince bir diğer "kız çocuğu!" Yaptıklarını yapacaklarının teminatı olarak alıyorum. Bir felsefe öğrencisi yazarsa böyle yazıyor demek ki! İnsana -umut- veriyor, güç veriyor! Bana inandığın kadar inanıyorum sana!!! çok güzel şeyler yapıcaksın. Bu gençlik nereye gidiyor diye dizlerini dövenlere duyrulur: Gençlik felsefe okuyor sizin için be! daha ne yapsın!? :)

      Sil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...