6 Şubat 2013 Çarşamba

Bi "şey" söyleyeceğim...!

Sonsuza kadar...
Paul Auster'i hiç sıkılmadan okuyabilir;
Amy Winehouse'ı  hiç bıkmadan dinleyebilir,
hiç kusmadan tiremusu yiyebilirim.

Tek başıma;
Üst üste beş tane tekila atabilir,
Bi şişe şarabı devirebilir,
Canım çok sıkkınsa, ardı ardına  üç sigara yakabilirim.

Aziz Nesin'in aynı hikayesini her okuduğumda,  ilk defa okuyormuşcasına kahkahalara boğulabilir,
Avrupa Yakası'nın (şimdi olsa bugün, hala...) Burhan Altıntop'unu izlerken koltuktan düşebilir,
Gülten Akın'ın bütün şiirlerini ömrümün sonuna kadar yüreğimde yorulmadan taşıyabilir,
Zaman zaman kendimizi çok bi matah sandığımız tüm yaşanmışlıklarımıza rağmen, sadece Tanrı'nın   birer "oyuncağından"  başka  - hiç bi şey- olmadığımız üzerine, sizinle  her türlü bahse girebelirim!

Birine aynı -kırgınlığımdan- durmadan bahsedebilir;
çok sıkıcı hale gelebilir,
çok gereksiz tekrarlara düşebilirim.

Bitter moon'u defalarca izleyebilir her defasında aynı keyifle sonunu getirebilir,
aynı yazıya on kez başlayıp yarım bırakabilir,
Turgut Uyar'ın "yazdım...yazmasam ağlayacaktım..." dizesine her defasında göz yaşı dökebilirim...!

Beni dünyanın bi öküzün boynuzunda sallanan küçük bi yuvarlaktan başka hiç bi şey olmadığına inandırabilirsin mesela;
Şu yaşadığım anın hiç gerçek olmadığına,
çok spontane yaşıyorum sanırken,
her şeyin yalnızca bir kurgudan ibaret olduğuna,
Herkesin en büyük "doğrum" dediğinin en büyük "yalanı" olabileceğine....ve daha bunun gibi bin tane şeye ikna edebilir ya da yaptırabilirsin de;

Bi tek   "yeniden başlamak" diye  bişeyin varlığına,
İnandıramazsın!
Her şey, birbirinin devamı yalnızca,
hep kaldığın yerden devam edeceksin...!
Bu yüzden -kaldığın- yeri hep "iyi" hatırla...!

 "Bi şey" söyleceğim;
iyi ki, bi tek "hayatın" provası yok...
iyi ki,  bi tek "hayatın" tekrarı yok...!
Okey taşı mı bu mübarek,
dolan dolan...
nereye kadar!?

bu elimizdeki  tek şansımız!
Unutma!
Bu "oyundan" sonra,
bize "ölüm" var!

İşte!
bu yüzden...
çok iyi   "oyna...!"

Ha bi de, hile yapmamayı becerebilirsen,
o "oyun" tadından yenmez.
demedi deme!



4 yorum:

  1. Bi "şey" söylemiyorum diye takipten çıktığını sanma sakın... Ama işte tam da bu güzel yazının altında... Çok da matah olmayan bi "şey" söylemeden geçemeyeceğim...
    Çocukken yorganın altına sokardım kafamı... Babamın çok kıymetli paracıklarıyla!!! Aldığı elektronik saatin florasan rengi anlamsız ışığını yakar ve o ışıkla mutlu olurdum... Görünmez adam olma hayalleri kurar... Çok yaramazlıklar yapardım ve kimse görmezdi... Şimdi ardıma bakarak yürüdüğüm yollarda, yapmak istediğimle vardığım nokta okadar uzakki birbirine..
    Görünmez adam olma ihtimalinden bile daha uzak...
    Eğer yeniden başlamak diye bi "şey" yoksa... Sıçtım demektir...
    Hani Tanrı avrupa turlarında olduğu gibi şehri gösteren bi harita verirdi... Güzargahı biz belirlerdik...Şehrin pislik yerlerinde dolaşmanın verdiği özgürlüğü yaşardık.. Mabedlerine gider af dilerdik... Programı beğenmediysek... Turdan memnun kalmadıysak.. Yenibaştan şehri gezemiyecekmiyiz... Ona söz veriyorum... Daha önceki geziyi unutmayacağım...
    Araya girsen.... Bi hile, katakulli yapsan...
    Yine, yeni, yeniden yazsan...
    Bak eğiliyorum... Söyle ona bunu bi daha da yapmam....

    YanıtlaSil
  2. Tam da onu söylüyorum ben de zaten, şehri ikinciye gezebilirsin ancak, sıfırdan görmüş olmanın imkanı yok diyorum.İlk gezindeki yaşanmışlıkların izlerini silemezsin diyorum...ilk gördüklerinin hatırasını güzel bi yerde sakla, yola devam et diyorum. "Kaldığın!" yerden...sevgiyle...

    YanıtlaSil
  3. Başka bir şiirde, başka bir hikayede sizinle aynı duyguları hissedebilirim. Tanrının oyuncağı olduğumuza da inanıyorum. Sizi kandıranlar emin olun beni de ikna ederler.
    Bir tek sizden fazla içerim. :)
    Ama hakkınızı teslim edemeden geçemeyeceğim.
    Duygularımı sizin kadar güzel yazıya dökemem.
    Kalbinize sağlık.
    Tebrik ederim. Çok güzel bir yazı.

    YanıtlaSil
  4. Çoook teşekkür ederim...aslında gayet güzel ifade etmişsiniz kendinizi :)

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...