21 Nisan 2013 Pazar

Montgomery otobüs eylemi...!


Adı Rosa Parks!
Amerika'da yaşamış zenci bir kadın.
Yaşamını terzilik yaparak sürdürüyor.
Anladınız siz onu! Demek istiyorum ki bir -emekçi!-
Yıl 1955.
O yıllarda Amerika'nın güney eyaletlerinde zenciler ve beyazlar otobüslere farklı kapılardan biniyor ve kendilerine ayrılan farklı sıralarda oturabiliyorlar ancak;   ve diyelim ki beyazlara ayrılan yerlerde boş koltuklar var,  ama bir zenci geçip oraya oturamıyor!
Yalnızca usulden değil; yasaları böyle emrediyor!
Anlayacağımız kaba tabiriyle beyazlara ayrılan koltuklar beyazların tapulu malı.
Bitti! O kadar!

Rosa Parks bi gün Montgomery'den otobüse biniyor.
Aynı sırada 5 zenci oturuyorlar.
Derken, beyaz bir adam otobüse biniyor ve oturcak boş yer olmadığını görüyor.
Zencilerle aynı sırada oturamayacağından!(?) aynı sırada oturan zencilerin hepsine birden "kalkın!" diyor.
Diger dört kişi emre itahat ederken; Rosa Parks yerinden kalkmayı reddediyor ve hemen arkasından da  Irk ayrımı yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanıyor!
Tarihe Montgomery Otobüs eylemi diye geçen bu süreç bir yıl süreyle devam ediyor.
Bir yıl boyunca zenciler otobüs kullanmıyor her yere yürüyerek gidiyorlar.
Evet bu süreç boyunca bir yığın saldırı baskı ve zorlukla mücadele ediyorlar AMA;
Sonunda amaçlarına ulaşıyorlar...!
Yıllar geçiyor...
1999 yılında bu kadın Tıme dergisi tarafından 20.yüz yılın İnsan Hakları Savunucusu seçiliyor ve aynı yıl Başkanlık "Hürriyet" madalyasını Bill Clinton'ın elinden alıyor!
Kaderin cilvesine bak! :)
...
Çocukluğumdan beri, O'na tuhaf saçma gelen bi şey yaptığım zaman, annem hep şunu söylerdi
" bizim kıza ara ara görünüyorlar!" :)
E anne bu! bi bildiği var illaki.
Herkes malını bilir!
O da yavrusunu tanıyor demek ki! (?)
Olgunlar'daki kitapçılara bakıyordum bugün. İngilizce bir hikaye kitabı alıp eve geldim.
Ha okuyacağımdan falan değil! :) öyle sanmayın. Maksat duygusal tatmin.
En azından şimdilik, ingilizce hikaye okuyacak kıvama henüz gelmedim.
Ama fantazi bu ya, okumasam da dursun işte...almış olayım, bir adım atmış gibi görünüp kendimi kandırayım falan fistan...
....derken; tavşan kanı bi çay demledim; kitabı elime alıp öylesine bi göz gezdireyim dedim.
Bi de ne göreyim...içinde bir kartpostal.
Bir otobüsün önünde inanılmaz karakterli bir kadın yüzü var...
Rosa Parks! yazıyor altında.
E yemiyorum içmiyorum tabi tüm seceresini öğreniyorum iki dakikada. İnternet sağ olsun.
Bi kez daha söylüyorum kendi kendime.
Bazı şeyler asla tesadüf değil!
Şu aralar sokağa çıkıp "sonsuza" kadar yürümek istiyorum...
öyle bi ruh halindeyim.
Şu aralar sesimi yükseltmek, mümkünse bağırmak istiyorum!!!
Şu aralar rahatsızım galiba! :)
Canım aksiyon çekiyor!
Doğa tam du bu yüzden hizmetimde sanırım.
Sonsuza kadar yürüyen...yürüdüğü yerde " iz bırakan kadınlar" çıkıyor karşıma!!!
Güzel...cesur...güçlü kadınlar!
Kan mı çekiyor ne? :)
Baş kaldıran,
itiraz eden
"Hayır efendim! ne münasebet, kalkmıyorum yerimden!" diyen kadınlar...
Yerine,
yurduna,
kimliğine,
sahip çıkan kadınlar...!
...
Şişş...ses etme!
-iyi saatte olsunlar-
yine görünüyorlar gözüme
galiba! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...