21 Eylül 2013 Cumartesi

Haydi gel uçalım...!


Neyseki çoğalmanın tek yolu üreme değil. Mayoz ve Mitoz bölünme vardı hani. Arasındaki farkları iyi ezber ettiğinde fen bilgisi dersi yüzde seksen cepteydi. Mitoz bölünme bütün canlılarda görülen ve yaşam boyu devam eden bi süreçti. Öyle kalmış aklımda. Tek hücrelilerde çoğalmayı, çok hücrelilerde büyümeyi sağlardı. Hatırladın mı?

Tanımam etmem kendisini. İnternette bambaşka bişeyi ararken gördüm resmini. Ne güzel, ne kadar mutlu bir yüz ifadesi, dur şuna bi merhaba deyim dedim.Sonrasını bilirsin işte. Diyelim ki Kumrular'a çıkarken, şimdi yerinde yerler esen Aylak Madam kapanmamıştı daha, biz orda oturmuş birer kahve içmiştik karşılıklı. Hakkında çok az şey biliyordum ama;  en sevdiği film Flight, en sevdiği yazar Kundera, dokunmaktan en haz aldığı insan modeli ruhunun tellerini titretenlerdi! Bu da benim için çoktan çok geçerli bi bilgiydi. Geçiniz gerisini...

Sonra hadi gel seni arkadaşlarımla tanıştırayım faslı başlar. Hep böye olmaz mı? Önce birini katarız hayatımıza. Sonra onu, hayatımızdaki diğerlerine ekleriz. Önce arkadaşımız olur, sonra arkadaşlarımızın da arkadaşı. İkinci üçüncü buluşmadan sonra, bazen o kadar bile uzamadan daha, "Gel bak! Ahmet şurda çalışıyor, bi merhaba diyelim ona da"  boyutuna geçeriz. Bu sayade çoğaltıp çok yaparız birbirimizi.

Biri bana  sorsa şimdi, son bikaç yılda hayat hakkında öğrendiğin en değerli bilgi ne? diye.
İnsan biriktirmek çok mühim  bi şey(miş) derim. Anca bunu bulur, anca bunu söylerim...

Adını bilmiyorum; milliyetini de. Zerre kadar da umrumda değil. Hiç hayal gücüne bile gerek kalmadan, mevcut veriler ve gülen yüzü, onu evimde misafir etmeye, sizlerle tanıştırma hissine ziyadesiyle yetti.
Hadi kabul et! Sen de tıpkı böyle,  defalarca mitoz bölünmedin mi?

Halbuki seni duyabiliyorum...Şu an bana içinden "gene ne saçmalıyorsun" diyorsun.

Bilmem...belki de boşlukta amaçsızca uçuyorum...kanatlarımı yırtarcasına...

Zira en son biri "ben senin kafeste kuş olmanı istemiyorum, senin uçman lazım" demişti de çok dokunmuştu bana.

Olucak, o da olucak. Az bi bekle. Yeni başladık daha. İllaki havalanırız... ama o havalimanından , ama bu havalimanından, bi sabahın kör vakti,  kanatlanırız...  O saat geldiğinde yalnız, Filiz Akın misali, dönüp arkama, bembeyaz bulutların arasında...  son bi bakış atacağım sana. Unutturma!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...