15 Mart 2014 Cumartesi

Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmazmış!

Halimizi bundan daha iyi anlatan bi cümle yok heralde. Tam da bu durumdayız. Daha fenası burnumuzu da geçti. Siz ne hissediyorsunuz bilmiyorum ama; hakkaten boğulmak üzereyiz. Bata çıka gidiyoruz. Kişisel gündem diye bi şey kalmadı. Bi kitap oku, bi film izle, ne bileyim dip boyan gelmiş mesela, git kendinle uğraş biraz. Ya da sevdiğin bi arkadaşınla otur lak lak yap.  Yok. Olmuyor. Bi an evet. Sonra gene aynı kısır döngü. Aynı isyan. Aynı endişe. Her şey dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. "Ne olacak halimiz?" Hakkaten nereye doğru gidiyoruz? Frenimiz patlamış gibi yokuş aşağı yuvarlanıyoruz resmen. Her yer kaygan zemin. Her yer mayınlı. Eğer sokaktaysam, nerde ne yapıyor olursam olayım, beş dakika geçmeden önümden bir liseli grup geçiyor. En fazla 15-16 yaşlarında hepsi. Gezide de en çok onlar vardı. Şimdi gene en çok onlar var.
"Berkin'in hesabını soracağız" diyorlar. Hepimizden daha cesur hepimizden daha protestler. Burunlarının dibinde gaz bombası atılıyor. Tırsmıyorlar. Gülüyorlar...kahkaha atıyorlar resmen. "Lan lan lan gene attılar" diyip konumlarını değiştiriyorlar sadece.  Aklıma Emma Goldman'ın "Dans edemediğim devrim, benim devrimim değildir!" cümlesi geliyor gene. Ağızlarından köpükler saçarak değil, yahu bildiğiniz eğlenerek isyan ediyor bunlar. Onlara bakınca insanın içinde iyimser çiçekler açıyor..."Hayır!" diyorsun. Hayır, hiç bi şey o kadar kötü değil aslında. Sonra eve geliyorsun. O lanet olası kumandayı almayım diyorum elime. Olmuyor. Açıyorum...Başlıyor bizimki. Antalya'da aynı muhabbet, Rize'de aynı mühabbet, Konya'da aynı muhabbet. Elinde mikrofon kükrüyor bizimki. "Biliyorsunuz, ben bir şiir okudum"diye başlıyor. Ulen sanırsın aşk şiiri okumuş. Onu da geçtim hakkaten zıkkımın dibini oku diyesim geliyor. Avamlaşıyorum. Babannemin kullandığı ne kadar deyim varsa hepsini sırayla sayıyorum. Yetmiyor ki. Kesmiyor. Sakinleşemiyorum...Çünkü sürekli kaşıyor. Sürekli kışkırtıyor. Sürekli tahrik ediyor.
İyi de karganın günahı ne?
Onun bi günahı yok.
Teşbihte hata olmazmış.
Bu da o misal.
Çok kızgınım...!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...