20 Mayıs 2014 Salı

Ahlak-çı !?

Hayatım boyunca ahlak-çı olmadım. En erken öğrendiğim şeylerden biriydi ahlakın insanoğlunun kendi icadı olduğu. Nasıl ki taşı taşa sürtüp ateşi bulduysa "ahlak" denilen şeyi de sonradan buldu. Ha ama önemli bi farkla. Ateşi doğadan üretti. Ahlakı kendi götünden. Gerçi götü göte sürtünce de bi şeyler türetebilseydi eminim onunla da iftahar eder, sonra onları yüksek bi yerlere koyar, aşağıdan bakıp bakıp kendi bokuna tapardı belki de. İnsanda bu potansiyel var. Yemin ederim var. Fazla kafa yormaya da gerek yok. Sadece narsistlere baksanız buna çok kolay ikna olursunuz zaten.



Nerden mi geldi şimdi durup dururken bunlar aklıma? Hani oturup akşama kadar "özgürlüğümüz kısıtlanıyor" diye bi yerlerimizi yırtıyoruz ya. Adamın birine durmadan giydiriyoruz ya..."Lütfen bana akıl verme benim aklım bana ziyadesiyle yetiyor" diyoruz ya...Senin ahlak anlayışınla benimki örtüşmüyor, sen benim yaşam tarzımı ahlaksız buluyorsun ben senin çalanı çırpanı baş tacı etmeni" diyoruz ya...

E çok güzel. Sonuna kadar haklıyız da "dayatma" dediğimiz şey nerde başlıyor nerde bitiyor sizce?
Yanındakine öyle giyme, öbürüne şöyle gülme, diğerine şöyle poz verme, berikine böyle konuşma demek de o karşımızdaki insanın ahlak anlayışına  ters düşüyor belki de! Bunu hiç düşünüyor muyuz mesela? Sadece facebook profillerine bakmak yeterli. Herkes herkese akıl veriyor. Herkes kendince en namuslu. Herkes herkese kendi namus anlayışını satmaya çalışıyor.  Sonra ordan bi de Erdoağan'a çığırıyor. "Bana kendi doğrunu dayatma!" diye.

E sen bunu en yakın arkadaşına yapıyorsun ama. Sevgiline yapıyorsun. Kız kardeşine, ağabeyine yapıyorsun ya...Yok ama sen iyi niyetlisin di mi?

Aklım taa abimin motorsiklet ehliyeti almak istediği an geliyor...Saçma sapan birkaç  evrak gerekiyordu . Abim de o zaman şehir dışında. Arkadaşına rica etmiş "Oya evrakları toplasın sen de bana gönder" diye. Bi akşam kapı çaldı. Açtım, Züleyha " Oya abinin evraklarını hazırladın mı yarın göndereyim" diyor. Şöyle dediğimi hatırlıyorum. "Hayır; ama zaten babam abimin motor ehliyeti almasını istemiyor"

Züleyha kükredi resmen birden. "Yahu adam istiyor, babana ne oluyor!?"
Bilmiyorum ki babama ne oluyordu hakikaten?
Bana ne oluyordu?
Ben hazırlamasam da o evrakları kendi toplayacaktı zaten.
Ama yook! biz "üstümüze düşen vazifeyi" yerine getirecektik illa ki.
"Karşı çıkmak" dediğimiz eylemi.

Başka bi gün. En yakın arkadaşlarımdan Ekin'in kız kardeşi Başak, saçını mora boyatmak istiyor. Annesi deli gibi karşı çıkıyor. Abartmıyorum hiç, kadıncağız kısa süreli bir bunalıma giriyor. :) Sonra Ekin hışımla bana bu olayı anlatıyor. Annesine yaptığı itirazı... "Hayır Anne! Başak'ın saçı senin evinin duvarı değil" dedim. Sen ancak evinin badanasına karar verebilirsin, Başak'ın saçının rengine ancak Başak kendisi karar verebilir!"
Kahkaha atıyorum. Ekin'in siniri geçecek gibi değil. "Gülme ama Oya! çok sinirlendim!" diyor.

Şahane bi örnek değil mi gerçekten?
"Evinin duvarı değil o, Başak'ın saçı!"

Az önce bir facebook profilinde gördüm. Dudağını büzüştürerek poz veren kızların ağzına terlikle vurmak istiyormuş arkadaş! :) Bikaç gün önce de aynı durumdaki kızın kafasını klozete sokmak istiyordu başka bir arkadaşımız.

Eeee?

Başka zaman herkesi olduğu gibi kabul etmekten dem vuruyorsun ama!?

Abi bırakın kim ne bok yemek istiyorsa yesin.
Size ne yahu?
Siz yapmayın.
Olay bu kadar basit.

Hayır yani sonra Erdoğan ağzımızın üstüne terlikle vurmak istediğinde hep beraber feryat figan ediyoruz ya...

Sizce de biraz gülünç gelmiyor mu kulağa?

Nitekim bunun ölçüsü yok. Hayata müdehale dediğiniz şeyin sınırı yok. Kimisi bir ölçeği bile kaldıramaz, kimisine ne yüklesen götürür. Buna biz karar veremeyiz. Herkes ancak kendi karar verir. Herkesin kendi sınırı kendi rahatsız olduğu, kaldıramadığı yerdir.  Bunu da sen bilemezsin. Ben bilemem.  O kendisi bilebilir ancak.

Bundan mütevellit, ben diyorum ki hepimiz kendi önümüzden yiyelim arkadaşlar!

Bu kadar.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...