1 Eylül 2014 Pazartesi

Hayatımın fırsatını elimin tersiyle ittim adeta, galiba!?

Bugün İstanbul'da15.günüm. Selamını söyledim merak etme. Altı koydu başının oralara bi yere. Sen şimdi peki "ne dedi?" diye de sorarsın kesin. Tahmin ettiğim kadar konuşkan değil İstanbul; ya da Eylül sakinliği çökmüş üstüne. Ha ama " ben de onu  gözlerinden öpüyorum" dedi gerçi.  Ne dersin? bu da bi şeydir diyelim  mi?

Şimdilik.

Ayaklarımın bilumum yerlerinde konuşlanmış bir kaç su baloncuğu, üç beş (ya da beş on) bira, Çukurcuma'nın ara sokaklarında hatırı sayılır bir kaç anı, ve hatta inanmazsın bir de dram  sığdırdım. Az zamanda çok işler başardım diyememeyiz belki de kendi çapımda bir kaç fındık kırdım işte. :)

Kadıköy'de bi terasta bir orta kahve eşliğinde eski  aşkımı yadettim,  Moda'da kendi popomu, Bakırköy'de de bol bol Hatun'u gezdirdim. Bi gün,  yaşının70 küsür belki de daha fazla olduğunu tahmin ettiğim  bi amca "gel seni Almanya'ya götüreyim kızım, mektebin varsa mektebine gene git, gel can yoldaşı ol bana, isteyince bi kaşık su ver, başka bi şey istemem, bi tek o elinde gezdirdiğin köpeği pek haz etmedim ama çok istiyorsan onu da götürürüz " dedi.

Amcayı sevdim. Yekten konuya giriyor. Kıçını başını sallamıyor. Bayaa açık sözlü yani. Hepsini geçtim tam bir özgüven abidesi. Kendisine sevgiyle gülümseyip, hiç o taraklarda bezim yok be amcacım!" diyip yoluma devam ettim. Ha ama soru tam olarak neydi, benim bezimin olmadığı o tarak nasıl bi şeydi hala çok emin değilim. Bir garip diyalogdur gelişti işte aramızda. Size de anlatayım istedim.

Ne dersiniz?

Hayatımın fırsatını elimin tersiyle itmiş olabilir miyim? :)

"Ah bu ben!"





2 yorum:

  1. Bence hayatının fırsatı değil de hayatın seni denemek için önüne çıkarmış olduğu küçük sınavlardan bi tanesi....

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...