3 Kasım 2014 Pazartesi

Kütüphanede buldum böyle çıktı, barda bulsam ne çıkacaktı?

Sanırsınız bir yerlere atom bombası düştü. Öyle bir feryat. Deli gibi bağırıyor salonun ortasında. "Ben" diyor... "ben bunu kütüphanede buldum, tam bir orospu çocuğu çıktı, barda bulsam ne bokum çıkacaktı?" Allah için güzel soru şimdi. Hakkını yemeyelim. Kimin aklına gelir kütüphanede "bulunan" manitanın on numara bir üçkağıtçı çıkacağı. Aslında sorun algımızda tabi. Şöyle bi bakıyoruz üstün körü. Adres doğru, elde tutulan malzeme doğru. E daha ne olsun ki? E öyle olmuyor demek ki!? Bizimki kendini doğrulamaya çalışıyor.  Adam doktora tezi hazırlıyor. Na bu kadar kitapların içine kafasını gömüyor, Ağzını açınca Aristo diyor, Freud diyor hoop ordan Shakespeare'e geçiyor.  Geceleri kulağıma dünyanın en güzel şiirlerini okuyor. Kafamı açıyor, ufkumu açıyor, beni her haliyle kendine hayran bırakıyor. Sonra gidip en yakın arkadaşımla yatıyor"

"Ne?

Bir dakika bir dakika, Allah aşkına sen şunu bi baştan anlatsana"  diyorum.

"Yorma beni Oya! anlamadığım yerlerin altını çiz bir ara baştan alayım sana" diyor. "Şimdi hiç halim yok!"

"Peki" diyorum. Ama içim içimi kemiriyor. Hakikaten ne bu şimdi? Sitcom gibi. Zira Allah affetsin, oturup onunla ağlamakla deli gibi kahkaha atmak arasında gidip geliyorum o sırada. Sizce de çok traji komik gelmiyor mu kulağa?

Dakikalar geçiyor...bizimki koltuğun kırlentini delik deşik ediyor..."Hayvan herif" diyor. "Eşşoğlueşşek" diyor. Hızını alamıyor..."sıçtığımın boku" diye devam ediyor.

Gene gülesim geliyor...

Derken...bir nebze de olsa sakinleşiyor. "Şarap var mıydı evde?" diyor.

"Yok ama çıkar alırım şimdi" diyorum. "İki şişe al" diyor.

Anlaşıldı. Bu gece uzun olacak...

Şarapları alıp geliyorum. Başlıyoruz içmeye...

Bizimki içip ağlıyor...dinleniyor ağlıyor...bağıra bağıra küfrederek ağlıyor...yorulup sessizce içini çeke çeke ağlıyor.

Sonunda gücümü topluyorum. "Bir şey soracağım, kızma bana!" diyorum.

"Sor Allahın cezası, geldi mi teker teker gelmezsiniz zaten. Biliyorum ne soracağını" diyor. "Hadi sor!"

"Yanlış bilmiyorsam senin en yakın arkadaşın Fırat!"

"Evet o!"

En başından anlamam lazımdı aslında. Tanıdığım en entellektüel adamlar hep eşcinsel anasını satayım. Gerçi şimdi bu bambaşka bir tartışma konusu, hem ben başka bir şey diyeceğim zaten.

Sizce arkadaşım erkek olsa ve sevgilisi onu başka bir kadınla aldatsa bu kadar acı çeker miydi o? Acı çekmeyeceği gibi tuhaf bir zevk alma ihtimali bile var-dı.

Hayata biraz daha erkek gibi bakmaya başladığımız gün, yaşadığımız her şeyden biz de daha fazla zevk alacağız sanki!?

Ya da şu an bana öyle geliyor...

İhtimal mi?

Bana sorarsan,

hem de taş gibi.


4 yorum:

  1. Hiç beklemediğim bi son oldu bu.
    Ama aldatılmak aldatılmaktır sanki, ben duygusal ya da cinsel bir şey olmadığı halde sevgilimin benden başka biriyle aşırı yakın olmasını bile problem yapan bir insandım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aldatılmanın cinsiyeti yok ama; bize yok! Erkekler için sevgilisinin başka bir kadınla birlikte olması gerçekten o kadar problem olmuyor. İstisnalar vardır mutlaka ama; genel durum bu. Biz her şeyi fazla ciddiye alıyoruz bence! :)

      Sil
  2. Sanırım böyle bir şeye bende daha fazla bozulabilirdim... Erkekler işi biraz daha fantezi boyutunda değerlendirdiği için belki sorun teşkil etmiyor olabilir ama ı ıhhh... O değil de nasıl çaktırmadan takılıyorlar, şüphelenmek lazım "en iyisi"den?!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Korkunun ecele faydası yok bence. Fazla tedbirli davranmak da bazen olmayacak şeyi bile ihtimalini artırıyor sadece. Bknz : Eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmek. Netice: Her şeyi oluruna bırakmak her durumda en iyisi sanki.

      Sil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...