26 Kasım 2014 Çarşamba

Şehvetimi yitirdim. Hükümsüzdür!

"İyi haberler genelde siz tam ümidinizi yitirmek üzereyken gelir, kötü haberlerin böyle bir ayrımı yoktur" diyor, Aylin Balboa ilk kitabı Belki Bir Gün Uçarız'da. Önce altını çizdim, sonra üstüne biraz düşündüm...Aklıma ilk gelen kötü haberlerin de aslında hep bir "sabaha karşı" geldiğiydi. Ya da benimkiler hep öyle geldi...Çocukluğumdan hatırladığım, o telefon nedense hep bir sabaha karşı acı acı çalar, babam beyaz atletiyle yataktan gözünü ovuştura ovuştura fırlar, sonra da o telefonu kırar gibi çaaat diye yerine indirirdi.

Ne hikmetse, kırılmazdı hiç.  O da ayrı bir konu ya...neyse.

Hem belki de bu evrenin benim ve babam için seçtiği özel bir saattir. Bilemem ki!...

Daha iki gün önce dedim ki "hadi şunu artık yapsana" diyen bir arkadaşıma.

"Şehvetimi yitirdim!"

Yaslanmıştı sandalyeye. Doğruldu birden, masaya doğru eğildi. Gözümün içine tuhaf tuhaf baktı ve Sevda Demirel misali "Ne dedin seeennn?" dedi.

"Duydun işte, şehvetimi yitirdim" dedim.

Sonrası tahmin edeceğin minvalde bir takım lakırdılar işte.

"Yapamaz-mışım, nasıl yapar-mışım? Öldüm Allah doğru söylüyor olamaz-mışım. İnanmazmış buna. Gülerler-miş bana!"

Bla bla bla.

Anladın tabi, ya da anladığını umuyorum. Bahsettiğim bir insana duyulan şehvet değil, ki zaten onla da başım hiç hoş değil. Ben bir bütünden bahsediyorum. Bütünün parçalarına duyduğun şehvet birer ikişer düşünce elinden,  geriye kalanlarla dön-müyor dünya. Yani o kendi kendine dönüyor tabi gene de, dedim ya işte, başını döndüremiyor...

Kısaca, aramızda kalsın da, içimdeki  arzular hiç şelale değil şu ara.

Hiç saldırgan değilim! :)

Hatta fazla sakinim....

Ve korkarım, bu hiç iyi bir şey değil.

Sence?

3 yorum:

  1. okun fırlatılmadan önceki gerilemesi derim ben.
    tadını cikartmalik süreç.
    bence.
    tavsiyedir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyle mi dersin? Onu bi bilemedim ama ; bu yorum su an kendimi iyi hissettrdi bir an...onu bildim! ;)

      Sil
  2. "Aşk, şehvetin şefkatle buluşmasıdır." diyordu köşesinde bir yazar. Şu hâlde, şehveti çıkartırsak bu denklemden, aşk yarım ve şefkat ise yalnız kalacak. Bi'şeyler de, fazlasıyla eksik...
    Ahmet Altan ise, "Son Oyun"unda Tanrı'nın buyruğunu anımsatıyor ve; "Şehvetten sakının!" diyordu.
    Her ne kadar siz; "Bahsettiğim bir insana duyulan şehvet değil..." deseniz de, bence bu duygunun, yöneleceği yerin ayrıştırılması neredeyse imkânsız. Ama unutmamak gerekiyor ki Altan şu gerçeğin de altını çiziyor; "Tanrı kendi emriyle bile çatışacak kadar güçlü bir şehvet duygusu vermişti hepimize, bu zavallı kullarından o görkemli yaratıcılığının ürünü olan şehvetle dövüşmesini istemişti, kim Tanrı'nın yarattıklarıyla baş edebilir ki, hiçbirimiz edemedik..."

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...