15 Aralık 2014 Pazartesi

Seninle yatmadım sanki dağları gezdim

Herkesin aklında kalan bir orman manzarası vardır. Benimki Fethiye'de Ölüdeniz'e inerken ki o görüntü. Sarhoş olmuştum...Derinlik sarhoşluğu mu dersin ona artık, başka bir şey mi? Hayatta çok az şey insana bu duyguyu verir. Gördüğün bir manzara aklını yerinden oynatabilir. Gördüğün bir çift gözün içinde yıldızlar kayabilir!...Bir adama ya da kadına yaklaşırken, bacakların titreyebilir! Eteklerin tutuşabilir! Olur bu! Hiç başına gelmediyse çok üzgünüm. Her zaman olmaz tabi ama bir gün, bir an gelir ve olur. Biri ayağının altındaki halıyı çekiyor gibi bir his. Sahip olduğunu düşündüğün her şeye sana tersten baktırabilir. Olduysa şükret. Zira seni temin ediyorum ki; çok acayip bir hadisedir. Olmadıysa malum; geçmiş olsun diyoruz biz böyle durumlarda.

Bir de böyle anlar ne hikmetse hep  "kendiliğinden" olur. Kendi doğasında varsa olur. Kimse başka bir yerden taşıdığı suyla sana değirmenin verdiği duyguyu vermez. Zorlamayla olmaz yani. İstediğin kadar itele. Gitmeyince gitmez.

Bir cümleyi mesela; istediğin kadar alla pulla. Edebiyat mı yapmak istiyorsun? Parçala kendini. En afili cümleyi kuracağım diye tırmala; çok afedersin ama; poponu da yırtsan, olmaz. Neyse, çok uzattım biliyorum. Topu topu lafı Can Yücel'in başlıkta gördüğün dizesine getireceğim. Diyeceğim ki  "Kekik kokuyor ellerim hala. Seninle yatmadım sanki; dağları gezdim!"
Hangi edebiyat, hangi süslü cümle şu sözün derinliğini verebilir insana? Var mı bir fikrin? Benim yok.  Çünkü hiç kasmamış kendini. Hiç yormamış. Gelişine vurmuş topu öyle. Vurmuş ağları delmiş anasını satayım. Benimkini deliyor yani. Bence seninkini de deliyor. Daha önce hiç duymadıysan bile bu dizeleri, şimdi deldiğine eminim. "E ama yani!" diyeceksin şimdi tabi."Bunu yapmak için de Can Yücel olmak lazım" Herkes olamaz. Haklısın. O derinliğe inebilmek için, misal  en basitinden köpek balığından kormayacaksın. Elini gözünü korkak alıştırmayacaksın. Sonra düşünmeyeceksin bence çok. Böyle cümleler çok düşündüğünde değil, düşünmediğinde gelir.  Beklediğin şeyin hep en beklemediğin anda gelişi gibi.

"Kekik kokuyor ellerim hala. Seninle yatmadım sanki, dağları gezdim!" diyor ya!...
İbadet gibi.


2 yorum:

  1. içindeki duyguyu yazıya dökmemişte almış öz suyunu kafamızdan aşağı boşaltmış misali.

    YanıtlaSil
  2. İlk satırı okuduğumda, iki manzara geldi hatırıma. İlk gelen, Emli Vadisi... Aladağlar'ın güney-batısında kalan çok şık bir vadi. Orman görüntüsü, ağaçların seyrek görüntüsü nedeniyle eksik gibi düşünülse de bir bütün olarak düşünüldüğünde muhteşem bir orman algısı.
    İkincisi, Giresun'un yaylalarından dönerken gördüğüm ve zihnime nakşolunmuş manzaradır. Yüzlerce metrelik uçurumları seyrederek geçerken o yoldan, derin vadilerde görünen doğu ladini, sarıçam, göknar ve kayın ormanları muhteşemdi ve yıllar geçmesine rağmen, şu ilk cümleyi okuyunca ilk akla gelenlerden oldu.
    Bu haziran gittiğim Karadağ'da araç kiralayarak kendimi vurduğum yollardan en keyiflisi olan Tara Kanyonu ve orayı geçerek ulaştığım Biogradska Gora Milli Parkı'nın orman dokusunu da, hak ettiği için, üçüncü olarak buraya dercetmekte mahsur görmüyorum.
    Aslında, üstteki yazınızın tamamı için söylenecek o kadar çok şey var ki ama hakkımı daha ilk cümle için bu kadar konuşarak doldurdum sanırım :)

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...