14 Şubat 2015 Cumartesi

ANNELERİ KİM EĞİTECEK?

Bütün tecavüzcüleri bugün öldürüp bitirsek bile , kadınların yeni tecavüzcüler yetiştirmesinin önünü nasıl alacağız!? Oğullarını Tanrı'nın yeryüzündeki sureti sanan anneleri kim eğitecek??? Kim onlara "Teyze ayıptır söylemesi, senin oğlunun topu topu beş santim çükü var, onla da dünyaya hükmedebileceğini sanıyor ama; söyle ona olmaz o iş! Hem  bu baya bildiğin insan-evladı, o da günde üç öğün tuvalete girip sıçıyor. Yazık ki bir tek sana kokmuyor! Biz leşinden buralarda duramaz olduk. Gözünü seveyim çek şu sıpanın kulaklarını!"  diyecek. O kadın ki muhtemelen gazete bile okumuyor. Değil ki seni beni duysun. O kadının işi başından aşkın. Büyük ihtimalle  gün boyunca o "insan-evladı" sandıklarının beyaz donlarını yıkamaya yetişemiyor. Oturup camış gibi yesinler diye, yemeklerini tam vaktinde hazır edemediğinde kesin fırça yiyor. Ve gene kuvvetle muhtemel, kızını dışarı gönderirken "bana bak, gecikirsen abin bacaklarını kırar, ona göre!" demeyi ihmal etmiyor. Çünkü birileri de ona "doğrunun" bu olduğunu öğretti! Ama üzgünüm; o biri gene bir anne gene bir kadın!

BUNU BİZ YAPMAZSAK KİMSE BİZİM İÇİN YAPMAYACAK!

Bunun haddi hududu  yok.
"Bu elbiseyi keşke giymesen"le başlayıp "bu elbiseyi giyemezsin!" e kadar. "Şu arkadaşınla görüşmeni istemiyorum, şuraya gitmeni istemiyorum, şurda osurmanı, hele ki şurda sıçmanı hiç istemiyorum" a kadar;  sen küçüklere ses çıkarmadıkça onun hep daha büyükleriyle geleceğini idrak etmediğin, itiraz etmediğin sürece o "insan-evladı" kendini hep peri padişahının oğlu ve  tam da bu nedenle zikini de bulduğu her deliğe sokmaya muktedir sanmaya devam edecek!

Önce kadının eğitilmesi lazım.
Yanındaki erkeğin kendisine ne kadar çok hükmederse, kendisinin o kadar çok sevildiğini sanan kadın-ların eğitilmesi lazım.

Oğluna "mahallenin bütün kızları senin köpeğin olsun" diyen annelerin eğitilmesi lazım.

"Hadi bi çükünü göster" diye diye büyütülen o oğlanlar sonra çükünü canının her istediğinde gösteremediğinde maraz başlıyor işte.

Önce ta oralara çalışmak lazım!

Tamam din kutsaldır, tamam ahlaki değerlerinizin hepsi başımız gözümüz üstüne ama; seks de kutsaldır!!! Karşılıklı rıza ile yapıldığında dünyanın en güzel nimetlerinden biridir. Sen bunu sürekli "tu kaka" diye verirsen ortalığı bok götürüyor diye isyan edeme-men lazım. En basitinden cami'de adam öldüreni cami'de sevişene yeğ tuttuğun sürece abazalarının önünü alamayacaksın.

Adım gibi eminim.

Cami'de adam öldürmek kulağınıza daha iyi geliyor...İşte tam da böyle hisseden bir adamın annesini tanımaya çalışmak lazım!

Oğlunu büyütürken ne yedirdi, ne içirdi!?

Daha da önemlisi hiç "yedir-e-mediği" o şey neydi?


10 yorum:

  1. Bu milletin fertleri, bi'tek kendisinin bile dünyaya bedel olduğu masallarıyla büyüdüğünden, kendi aksiyle gözleri kamaşan ve bu sebeple de görüntü netliğini kaybetmekteler ne yazık ki. Bu yazı, aslında, hamaset edebiyatını artık bir yana bırakmamız gerektiğini bize fısıldıyor olması bağlamında değer taşıyor elbette. Lakin bu millet, gazla çalışıyor ve asla olmayacaktır dilediğimiz bu şey.

    Giderek daha da fenalaşıp yozlaşıyor hatta. Bu bağlamda, bu kaba softa müdahaleler veya din ya da ahlâk meselesi de değil olay. Zira bu halk için, hırsızlık, cana kıyma, yalan, iftira, her türlü zulüm ya da mukaddes değerlere saygısızlık önemli değil de, değil bunu kimin yaptığı önemli. Böyle bir kaypsklık, alçaklık ve riya. Misal; Charlie Hebdo dinin mukaddes değerlerine hakaret etmişse önemli, hakim siyasi gücün bir figürü yapmışsa önemli değil. Hırsızlık ve diğerleri için de böyle. Yani olay, tamamen ezik, ezikliğinden dolayı kompleksli bir halkın akıl tutulması ile sergilediği hezeyandan ibaret.

    Bu konuda ne söylesem boş. O halde kısa kesip, sizin, tüm sevgililerin, sevgilisi olmasa da sevenilenlerin, sevemese de her niyeyse, aşka inananların Sevgililer Günü'nü kutluyorum.

    Bir de, umarım sağlığınız düzelmiştir şu vakte kadar ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette din ve ahlak meselesi değil. Bu cehaletin kör deliği. Ama herkesin hassasiyetlerini gözden geçirmesi gerekiyor. Herkesin kutsalı bir tek kendine kutsal. Ben burda çuvaldızı kendimize batırmayı seçtim ama; bu tek boyutlu değil. Ben dağın çok konuşulmayan yüzünü yazmaya çalıştım sadece. Ama kadınlara yapılan bu zulmün neredeyse tüm dünyada en önce din ve ahlak temellerine dayandırıldığını, poposu sıkşanın ilk oraya sığındığını "ahlak" kisvesi altında kadına en kolay en çabuk vurmak istediğinde yaptığı ilk şeyin din ve ahlakı maşa gibi kullandığı da bir gerçek. Bunu da görmezden gelmeyelim!! Kadın erkeğin namusu filan değildir. Dünyadaki misyonu da bu değildir. Bu da böyle biline!!! diyeceğim ama; demekle de olmuyor işte!

      Sil
    2. Kesinlikle katılıyorum. Din, her şeyi kolayca maskeliyor. Çünkü dokunulmazlığı olan bir alan ve insanlar, her türlü kötülüğü, bu maskeyi takarak yapılıyor. Biliyor ve emin, hiç bir elin o maskeyi indirmek için uzanamayacağından.

      Sözde ahlâki sebeplerle kadını hedefe koyan anlayışın, aynı çerçevede ne kadar ahlâksız bir yaşantı sürdüğünü de biliyoruz pekâlâ! O yüzden bizim asıl ortadan kaldırmamız gereken şey, ikiyüzlülüktür. O zaman, kimse kendi namussuzluğunu, başkasının namus bekçiliğini yaparak perdeleyemez. Yani biz, imkânsızdan bahsediyoruz.

      Sil
    3. İmkansız deyince de kendi önümüzü kendimiz kesiyoruz direk. Ona imkansız demeyelim ama çok zor olduğunu kabul ediyorum. Galiba bir çocuk büyütürken ona en önce öğretilmesi gereken şeylerden biri de bu. (galiba değil öyle. ) Kendi kendini kandırma!! Zira insan kandırmaya da önce kendinden başlıyor. Ama konu da bağlamından uzağa gidiyor :) o zaman burda duruyorum.

      Sil
    4. Bu halkı iyi tanıdığım ve gerçekçi yaklaştığım için "imkânsız" ifadesi daha doğru geldi ama umarım sadece "çok zordur". Lakin, dediniz ya işte, bu çocukları yetiştiren nesil de bozuk! Bu, yetiştirilen neslin yetiştireceği nesli de fısıldıyor kulağımıza aslında. Bu kadar da değil üstelik. Resmi otorite olaylara ya da durumlara bazen seyirci, ama daha çok da suçludan yana.

      Bize, sadece dilemek düşüyor "Ne yanar kimse bana âteş-i dilden ÖZGE..." feryatları yükselmesin bir daha diye.

      Sil
    5. Çınar ilgin için çok teşekkür ederim. :) Gerçekten çok mutlu ediyosun beni. Sana bahsettiğim güzel haberi veremedim çünkü malumun bloga halen yazamadım. İstanbul Life dergisinde çalışmaya başladım. Son günler. Üç güne kadar tamamlamak gerekiyor. Dün de mesaideydim. Bugün de çalışıyorum yazılar için. Mart sayısını alınca buraya verdiğim ara için affedersin beni diye umuyorum. Orda da yeni mekan yazıları zaman zaman küçük röportajlarım olacak. Fazla ayrıntı vermeyim sürpriz olsun gerisi. En kısa zamanda burdan da bik bik ötmeye devam edeceğimden şüphen olmasın yalnız. Sevgiler...

      Sil
    6. Demek, İstanbul artık sizde "Hayat" bulacak. Bu çok sevindirici. Sizin için de öyle elbette ama ben, okuyucu kitlesi adına söylüyorum bunu :)

      Ben şu ara İzmir Life'ı sürüyorum, tadına vara vara ama İstanbul Life'a da açığım :)

      Sil
  2. evet degisim annelerle baslayacak ve daha erkeklerin cuklerinin kesildigi gunun bile davul zurnalarla kutlandigi bu ulke de zor da olacak. peki dilimizde ki kadin asagilanmalari ne olacak? hergun internet kullanan kadinlarin surekli cumlelerinin sonuna ekledigi amk ne olacak? kim neyi kimin rizasiyla nereye koyuyor:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna da önce biz itiraz edeceğiz. Etmiyoruz. En yakın arkadaşımız yapıyor bazen. Sırf yakın arkadaşımız diye hoş görebiliyoruz. Niye? E çünkü dil alışkanlığı içinde kötülük yok diye düşünüyoruz. Hepimiz yapıyoruz bunu. Bazen ben de yapıyorum. Bu yüzden tabiri caizse en çok kendimize vurdum. Kadınlara yani! Sevgilimize itiraz edicez, arkadaşımızsa ona itiraz edicez. Babamızsa, kardeşimizse ona itiraz edicez. Etmiyoruz. Orda bile en basit insiyatifimizi kullanmıyoruz. Bazen üşeniyoruz. Bazen söyleyeceğim uyaracağım da ne değişecek-çilik yapıyoruz. Ama denemezsek hiç değişmeyecek!!! Bu yüzden kimse kimseye küfretmek istediğinde şerefsizin evladı demek hiç aklına gelmiyor da orospu çocuğunu yapıştırıyor direk. Kadınlar kendileri bile kullanıyor bunu. Balık her tarafından kukuyor yani. Hepimizin kendini silkelemesi gerekiyor...

      Sil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...