30 Mart 2015 Pazartesi

SEVİŞMEDİLER ÇÜNKÜ EN AZ ONUN KADAR MUAZZAM BAŞKA BİR ŞEY YAPIYORLARDI!?

Ece Temelkuran'ın yeni kitabı Devir çıktı. Henüz alıp okuyamadım ama en kısa zamanda bu ayıbımı telafi edeceğim. (Ayıp demem çok sevdiğimden. Dili kullanırken ki küstahlığına bayılıyorum Ece Temelkuran'ın.) Bu yakınlarda verdiği röportajlardan birinde okudum başlıktaki cümleyi. Diyor ki o cümlede "insanların cinselliklerini yaşayamadıkları propagandası darbe sonrası cilalanan bir propaganda yöntemi. (...) Evet sevişmiyorlardı; çünkü en az onun kadar heyecanlı, muazzam başka bir şey yapıyorlardı. İnandıkları ortak bir mücadelenin peşinden gidiyorlardı! Bunu şimdi gezi'ye katılanlar anlar yani!"

Tespit acayip  doğru geldi önce bana. Kulağıma da... Etkili cümle diye buna derim yani.Ama biraz düşününce fikirden acayip uzaklaştım. Zerre kadar yatmadı aklıma. Birincisi o kuşağın devrimcilerinin kendi kişisel tercihi miydi seviş-me-mek? O kadar uzağa gitmeye bile gerek yok. Bakınız: Devrim Nikahları!!!

Değil 69 kuşağı ben daha lisedeyken (yazmıştım gene sanırım) solcu siyasi gruplarla çok oturup kalktım. Eğer örgütlüysen örgütten habersiz flört bile edemezdin çünkü yasaktı! Mesela George Orwel'in 1984 romanı. Tamam distopik bir dünyada geçiyor ama gerçeği de taş gibi ortaya koyuyor. Mesela orda bir kahraman sevişmenin yasak-lığıyla ilgili şöyle basit yalın ama harika bir tespit yapıyor. Diyor ki "Çünkü sevişen adam rahatlar; rahat adam dünyayı değiştirmenin peşine düşmez!" Kelimesi kelimesine böyle olmayabilir. Aklımda kaldığı kadarıyla kurdum cümleyi ama özünde bunu söylüyordu. Gezi'cilerden söz edeceksek de onları dünyayı değiştirme yöntemi sizce anne-babalarınınkine benziyor muydu gerçekten? Uslüpları o kadar farklıydı ki... Bir kere çok büyük bir çoğunluğunun gerçekten siyasetle alakası yoktu ve ben bütün kalbimle inanıyorum (ve ikna oldum ki) tek gerçek dertleri yasak olana itiraz etmekti. O yüzden hepsi hep bir ağızdan "Mustafa Keser'in askerleriyiz!" diye bağırdı. Mustafa Kemal'in bile demediler yahu!!! Gezi-ci-lerin gözlerine biraz dikkatle bakan onlara bir allahın diktası (evet dikta diyorum;  yapan kendine devrimci ya da  sosyalist de dese o yapılan dikta'nın dik alası bence!) kabaca "bizden izinsiz sevişip koklaşamazsınız arkadaş!" dese onların da donunu başlarına geçirmeye cesaret ederlerdi!

Ha şuna sonsuz katılırım. Tek başına başlığa taşıdığım cümle çok doğru bir tespit. Hayatta sevişmekten çok daha ya da en az onun kadar iyi tatmin sağlayan, insanı heyecanlandıran, doyuran şeyler illa ki var. Mesela bu fotoğraftaki kız. Fotoğrafı özellikle seçtim çünkü müzik yapmıyor da biri kızı vecd anında çekmiş gibi. O kadar kendinden geçmiş, o kadar keyifli görünüyor ki... Tanıma sorma şansımız olsa (sadece bir tahmin belki ama) o an aldığı zevki "en az sevişmek kadar iyi " diye tabir edebileceğine neredeyse eminim. Aşkla yapılan her iş insana sevişmenin hazzını verir; verir vermesine de 69 kuşağının tercih ederek sevişmekten uzak durmadığını tahmin etmiyor, biliyorum!!! Değil ki 69 kuşağı, 2000'li yıllarda kaçak göçek sevişen  x örgütü mensubu üniversite arkadaşlarımdan biliyorum!
Yazının tam burasında bir an çok mu ahkam kestim diye düşündüm. Hızımı alamayıp babamı aradım. Babam ki günü geldiğinde emekli dilekçesini (annemin tüm itirazlarına rağmen) hemen veren adam! Sebep? Bankaya gelen bir müfettiş babama güya şakayla şöyle takılıyor "Siz de zamanında baya hızlı siyaset yapıyormuşsunuz!" Kıssadan hisse. O dönemi bizzat yaşamış bir adamdan söz ediyorum. Cevabı şu oldu. "O zaman için bunu çok sorgulamaya imkanımız yoktu kızım. Ha ama bugün ki aklımla soruyorsan tercihimiz değildir her halde derim. Biz o dönem unuttuk onu ama; biz mi unuttuk, unutturulduk mu? Onun çok net bir cevabı yok bende de!"

1 yorum:

  1. Kendisine sınır koyması, belki de en hazin budalalığıdır insanın. Eğer o kuşak ya da önceki veya sonrakilerden birileri, bi'şeyi gerçekleştirmek için, başka şeylerden hesapsızca vazgeçmişler ise, kusursuz bir hata yapmış olurlar bence.

    Temelkuran'ın bu kitabı okunabilir bir kitap hakikaten de. Özellikle, 12 Eylül'ü hiç bilmeyen, etkilerine hiç maruz kalmamış ya da sadece buruk, hatta acı ama epeyce silik bir hatıra olarak aktarılanlardan bilenlerin okuması gereken bir roman.

    Bu yazınızı okuyunca, Winston'ın başkaldırı manifestosu olan 1984'ü bi'kez daha okumam gerektiğini fark ettim ben de, bazı şeylerin silinmiş olduğunu görünce şimdi.

    Gelelim şu başlığa... Slogan olarak mükemmel. Muhteşem hatta. Bu sene, yazın, siz de söyleyeceksiniz bunu. "Evet sevişmedim; çünkü en az onun kadar heyecanlı, muazzam başka bir şey yaptım." :)

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...