17 Temmuz 2016 Pazar

'ÖNÜMÜZ TEMMUZ... ÖNÜMÜZ AĞUSTOS... NASIL OLSA'

Güzel yazılar okumak istiyorum... Denizden, kumdan, güneşli günlerden söz eden. Bir sahil kasabasını anlatan, en ince ayrıntısına kadar. Güneş en güzel nereden, kaçta doğup batıyor, sabah en taze, en güzel poğaçası hangi pastanede yenebiliyor, köşedeki bakkal Mahmut Efendi dükkanı kaçta açıp, kapıyor... Saat 22.00'den sonra gidene muzip muzip gülümseyerek iki tane bira veriyor mu? Sahilde insanlar yayılıp çekirdek çitlerken arkada iki köpeğin tatlı tatlı oynaştığı manzaralar gezinsin istiyorum sadece gözlerimin önünde. Bir yerlerden güzel müzik sesleri gelsin. Vivaldi çalsın evin birinde. Dört mevsimin resmini çizsin gözlerimizin önüne. Ya da Chopin. Saat sabah 07.00 suları olsun. Işık süzülürken bir yandan içeri, tatlı bir rüzgar odanın perdelerini havalandırsın... Öylece dalıp gideyim. Aklımdan hala okuyamadığım onlarca kitabın listesini yapayım. Gitmediğim, görmediğim ülkelerin hayalini kurayım. Aşık uyanayım her sabah. Bir insan yüzüne bakarak, her defasında o kaşın, o gözün nasıl o kadar güzel olabildiğine şaşarak... Sonra o şiirler okusun kulağıma... "Önümüz Temmuz... Önümüz Ağustos Nasıl Olsa" desin. "Sonrası iyilik... güzellik" desin. Sonrası iyilik... sonrası güzellik... sonrası aşk olsun! Bütün askerler aşık, bütün polislerin aklını alan dünyalar güzeli bir sevgilisi olsun. Bütün imamların evde onları bekleyen sıcak bir çorbaları, hoş sohbet bir kadınları, tatlı bir uykuları olsun. Çok mu zor? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...