9 Ocak 2017 Pazartesi

İKİMİZDEN BİRİ ÖLMEDİĞİ SÜRECE...

Babamın bir deyimi vardır, kafası çok dağınık olduğu zaman şöyle der, "Kafam at alıp eşek satıyor". :) Bu ara biraz öyleyim. Aklım da ruhum da bi dünya. Her yer her yerde. Neyi nereye koyduğumu bilmiyorum. Bulamadığımı nerede aramam gerektiğini de... Hayatım boyunca siyasetle çok haşır neşir olmadım ama hiçbir zaman apolitik de olamadım. Yine babamın sayesinde. Her gün mutlaka gazete okumayı ve o gazetenin ıncık cıncık her yerini okumayı babam öğretti bana. Kasten değil ama, görerek öğrenme diyelim. Her (şanslı) kız çocuğu gibi ben de babama hayrandım. O ne yapıyorsa aynısını taklit ediyordum. Karakterim bu kadar benzemeseydi belki daha mutlu bir insan olurdum o ayrı. Etkilenme eşiği yüksektir babamın. İyiliklerden de kötülüklerden de... E, bu da haliyle biraz yoruyor insanı. Her şeye bir anlam yükleme, her şeyin üstüne bir eğilme, bir bir şey işte... Halbuki ölüyü bile fazla kurcalayınca ne olduğunu biliyoruz hepimiz değil mi! :) İşte...
Ne anlatacaktım ve bu yazı nereye gidiyor hiç bilmiyorum şu an. :) Bu da yazının girişini doğrulama gibi oldu. İyisi mi bırakayım, dağınık kalsın böyle. Çok garip rüyalar görüyorum mesela şu ara. Hatun'u görüyorum sık sık. Sık sık, durumu ne kadar açıkladı bilmiyorum. Neredeyse her gün diyeceğim bir sıklıkta. Normal mi? Bilmiyorum... Dün Kadıköy'de Mephisto'ya girdim. Adalet Ağaoğlu'nun 'Bir Düğün Gecesi'ni alacaktım, Frank Herbert'in 'Dune'sini alıp çıktım. Durum o kadar karışık yani :) Oradan çıkarken şunu düşünüyordum, okunacak onca kitap, izlenecek onca film, yazılacak onca hikaye, görülecek onca yer, kurulan onca hayal... şu kısacık ömrün neresine sığacak? Cevabı bulamayınca biraz denize doğru yürüdüm ben de...
Hala yürüyorum... :)
Ama bulacağım, umut var yani!
İkimizden biri ölmediği sürece...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...