22 Ağustos 2013 Perşembe

Duygusal Tecavüz!

Yürü Meryem! Koş Meryem! arkandayız...yaşa seenn!! diyemeyeceğim.
Meryem Uzerli'yi acayip seviyorum...inanılmaz doğal ve naif buluyorum.
Bi o kadar da dünya güzeli bir kadın.
Ne var ki...bu haberi okuduğumdan beri içimden geçen tek bir duygu var. Keşke kız kardeşim falan olsaydı diyorum ya da yakın bi arkadaşım.
Kolundan tutup silkelemek isterdim.
Heeeyy! kendine gel!
Ne yaptığının farkında mısın?

Haberi okumuşsunuzdur heralde. Duymayanlar için konu şu: Meryem Uzerli sevgilisinden ayrılıyor, hamile olduğunu öğreniyor ve çocuğu tek başına doğurup büyütmeye karar veriyor.

Bikaç yıl önce Emrah'ın bir röportajını okumuştum. Bitip tükenmek bilmeyen babalık davası serüveni sonucu oğlunun artık kocaman olduğunu, oğluyla şu anki ilişkisinin nasıl olduğunu ve neden o dönemde bunu bi türlü kabullenemediğini  soruyordu röportajı yapan.
Benim aklımda kalan, başlığa da taşınan şu cümleydi: Babalık hakkımın elimden alındığını düşünüyorum!

Normal yollarla baba olamıyorsunuz düşünün. Herkesin yaşadığı gibi geçmiyor o süreç sizin için. İstemiyorsunuz aslında o çocuğu ama birlikte olduğunuz kadın diyor ki: Ben sana rağmen istiyorum bu çocuğu. Tek başıma büyüteceğim. SAna ihtiyacım(ız) yok!!!

Kürtaj meselesinde nasıl ortalığı ayağa kaldırdı kadınlar "Bizim bedenimiz bizim kararımız!"diye.
Yüzde yüz haklı olarak. Böyle doğal bir hakkı savunmak da zulüm gibi gelmişti bana.
Hiç yapmadığın bişeyle suçlanmak gibi ağır. TAmamen sana ait bir kararı bir hakkı  başkasına karşı savunmak zorunda kalıyorsun.
Pess! demiştim o saçma sapan konuyu ortaya atanlara.
Hala hastanelerde kürtaj yaptırmak isteyen kadınların bir çoğu fişleniyor.
Üstümü başımı yırtmak istiyorum. O kadar büyük bir öfke içimdeki, kadınlara bunu yaşatanlara karşı.
Anlatılmaz...yaşanır cinsten.

Şimdi durumu tersine işleten bir örnek var gözümüzün önünde.
Meryem Uzerli.
Doğa çocuğu karnında taşımanın keyfini de zorluğunu da kadına bahşetmiş.
Çoçuğu kadın doğuruyor evet.
Ama o çocuğu iki insan birlikte yapıyor.
Bir kadının ne denli rızası gerekiyorsa erkeğin de eşit ölçüde hakkı değil mi ?
Bir adam gerçekten istemediği ya da hazır olmadığı bir şeye neden karşı taraf istedi diye mağruz kalıyor?
Bunun adı da bir çeşit tecavüz değil mi?
Kendinizi düşünün. Bir kalemi bile ordan almak istemiyorken, biri sizi buna mecbur ettiğindeki ruh halinizi.
Değil ki bir çocuktan bahsediyoruz.
Anne ve baba olmaktan.

Belki çok katı gelecek bu söylediklerim ama; öyle bir gücüm olsa yasal düzenleme altına alırdım bir tarafın rızası olmayan çocuğun dünyaya getirilmesini.
Her iki taraf da istemiyorsa olmaz kardeşim! diye  de kükreyebilirim aslında. O kadar net duygularım bu konuda. Hiç tartışma götürmüyor içimde.
Karnında sen taşıyorsun, doğurma tekeli senin elinde diye, benim istemediğim bi çocuğu nasıl dünyaya getirebilirsin? Evet tam bir erkek psikolojisiyle bakıyorum...Hiç kadın ruhuyla düşünemiyorum bu konuda. İnanılmaz bir bencillik bu. En azından ben böyle olduğunu düşünüyorum.

Emrah'ın o cümlesi geziyor aklımın ortasında.
Tüm süvarilerini almış arkasına...bir ordu gibi geziyor. Öyle güçlü...öyle gerçek bir duygu.
"Normal yollarla baba olma hakkım elimden alındı" diyor. "O duyguyu hiç hissedemedim."

Hadi hiç eğip bükmeden en kaba tabiriyle yazayım. Diyebilirsiniz ki "hamile bırakırken iyi miydi?"
Yahu, birlikte sevişmeye karar vermek başka bi şey. (Kararı da olmaz o işin de) :)
Birlikte çocuk dünyaya getirmeye karar vermek çok başka bi şey.
Toplumsal yanı da hiç umrumda değil;  ben sadece o psikolojinin nasıl ağır olabileceğini tahmin ederek düşünüyorum. Öyle hissediyorum...
Tersini düşünüyorum bi an için. Çocuğu doğurmak erkeğe has olsaydı ve bi erkek benim hiç istemediğim bir çocuğu tek başına doğurmaya karar vermiş olsaydı...altından kalkamazdım o psikolojinin.
Yemin ederim kalkamazdım.
Nasıl çaresiz bir histir o?
Yaşamak gerekmiyor.
O kadar tahmin edilesi bir şeyki...
Hiç istemediğiniz bi şeye mecbur bırakılmak, inanılmaz hazin geliyor bana.
Kim ne derse desin, içimden yükselen tek bir ses var ki o da: Bunun adı duygusal tecavüz be! diyor.
Yok mu bir yaptırımı?

6 yorum:

  1. Ah Oya'cım ne güzel anlatmışsın kalemine sağlık. Yok mu bunun bi yaptırımı ? Demişsin.. Var canım hemde çok ağır bi yaptırımı var. Bu yaptırımın bedelini de o günahsız çocuk "Anne-babasıyla aynı masada yemek yiyemeyerek, baba sevgisinden mahrum kalarak" ödeyecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu bilemeyiz aslında; belki çok güzel çok sağlıklı bi ortam sağlanacak.Bizim alışık olduğumuz çekirdek aile düzeninin içinde de inanılmaz mutsuz çocuklar büyüyor. Bunun ideal bi şekli de yok bence. Birlikte olmamaları o çocuğa sevgi veremeyecekleri anlamına gelmez kesinlikle; ama yazıda da söylediğim gibi bu noktada yani en başında, bir tarafın buna kendi başına karar vermesi çok bencilce geliyor bana. Yani çocuk üzerinden değil de baba üzerinden düşündüm daha çok. Tersi ne kadar geçerliyse bu da aynı şekilde işte. Bi kadının doğurmak istemediği bi çocuğa babanın ille de sahip olmak istiyorum dünyaya getir demesinden ne farkı var mesela? Ama bunların hepsi de çok afaki yorumlar bi yanıyla da. Hayırlısı diyelim :))

      Sil
  2. Nasıl ters köşeden vuruyorsun her sefer. Gene vay be dedirttin. Bi bayandan böyle bi olaya böyle yorum; harbi enteresansın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün pencerelerden eşit bakmayı deniyorum sadece :) Becerebiliyor muyum bilmiyorum ama; dediğim gibi en azından deniyorum!

      Sil
  3. Bi kadınla korunmadan birlikte olunca, çocuk olma ihtimali olduğunu bilmiyormuymuş adam sizce? Korunmadıysa o çocuğa onay vermiş olmuyor mu?

    YanıtlaSil
  4. Kazara diye bi şey var yahu! :)) Bugünki Ayşe Arman röportajında Can Ateş'in bu çocuğu istemediğini hiç bir zaman da o çocuğa saygı duymayacağını söylediğini ifade etmiş. Ben Meryem Uzerli'yi çok seviyorum yazıda da özellikle altını çizdim bunun. Her konuda inanılmaz samimi buluyorum. Karton değil yani gerçek bir kadın; ama işte istemeyen taraf için de çok ağır bir travama bu. Bunu söylüyorum sadece. Ben bu yazıyı yazdığımda röportaj yayınlanmamıştı. Bu sabah yayınlandı. Can Ateş'in söylediği cümle ne kadar ağır bir travma olduğunu çok net koymuş zaten ortaya. Bi kadının tek başına bir çocuğu büyütmesi ne kadar ağır ve trajikse istemeyen bir erkeğin bu psikolojiyi taşıması da bir o kadar ağır. Bi de şu var ki toplum güçlü olanın erkek olduğunu vurgulayıp dursa da asıl güçlü olan kadınlar. Taşıyamıyorlar işte yahu! :) Taşıyamıyorlar!

    YanıtlaSil

hoşgeldiniz

Sabır neydi?

Yaklaşık iki buçuk ay önce bir sabah koşma sevdasıyla uyandım. Rüya görmüş gibi... Blogumu düzenli okuyanlar Hatun'umun da hayatıma bö...