Var mısın? Çin Seddini yıkalım!...

Ben senin, en sevdiğin montunun iç cebindeki yırtığı, sırtındaki tırnak izlerinin kimden kaldığını, serçe ayak parmağının üstünde niye tırnak çıkmadığını, ahh! o geri zekalı veletin yanında sevişirken nasıl gaz kaçırdığını, utancından nasıl günlerce depresyonlardan depresyon beğendiğini, Mehmet öldüğünde en çok neyini götürdüğünü, aslında hiç aşık olmadığın o gerizekalının bir başkasıyla birlikte olduğunu öğrendiğinde, egon azcık tahriş edilince neler yapabileceğini ve dahi neler-i-ni gördüm...biliyorum... Hiç burdan bakmak gelmemişti aklıma! Bütün bunlardan çok daha fazlasını anlattığında bana, hala farkında değildim demek ki. O yüzden galiba, hani o gün dedim ya sana " Biliyor musun? ben bütün bu anlattıklarında en çok neye takıldım? Ben olsam galiba sana bu kadarını anlatamazdım! Karşımda nasıl bu kadar rahat soyundun???" Demiştin ki "eğer sana bunu anlatmasaydım, bu ikimizin arasında hep bir duvar olarak duracaktı. Çin Seddi gibi! ben seninle aramda...